Toplam 3,5 Milyon üye. 1.000 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

İlişkiler Kategorisindeki Tüm Yazılar

İlişkilerle ilgili aklınızı meşgul eden bir sürü konu var, biliyoruz. Burada merak ettiklerinizi ve henüz aklınıza bile gelmeyenleri okuyacaksınız!

"İlişkiler" hakkında 38 yazı bulundu.

Aşk ve seks her derde deva!

06 Aralık 2012

Bilim adamlarına göre sevgiyle gerçekleştirilen cinsel ilişki pek çok fiziksel sorunun çözümüne ciddi katkı sağlıyor.

Alternatif tıp, ilaçlara olan bağımlılığımızı azaltıp dertlerimiz için doğal çözümler sunuyor. Üstelik geleneksel tıp da bu yaklaşımların önemli bir kısmını sahipleniyor. Cinselliğin sağlığımıza yaptığı katkı konusunda da böyle bir fikir birliği söz konusu. Marmara Üniversites’nden Prof. Dr. Ferruh Şimşek, sevgiyle yaşanan cinselliğin mutluluk hormonlarını harekete geçirerek vücuda sayısız fayda sağladığını dile getiriyor. Cinsel ilişkinin her bedensel fonksiyon gibi eksiksiz ve doğru olması gerektiğini özellikle vurgulayan Şimşek, cinsel rahatsızlıkları olanları, konuyu ihmal etmeyip hemen doktorlara başvurmaya çağırıyor.

Düzenli bir cinsel hayatın sağladığı başlıca yararlar ise şöyle sıralanıyor...

Kasları gevşetir: Cinsel ilişkide yaşanan doyum bütün vücutta fiziksel ve ruhsal tatmin, rahatlık duygusu oluşturur.

Kalp için faydalıdır: Cinsellik aynı iki kat merdiven çıkmak ya da hafif bir egzersiz yapmak gibidir. Kalp atışları hızlandırır. Kan dolaşımını artırırır.

Mutluluk verir: Endorfin, serotonin ve dopamin gibi mutluluk veren hormonların salgılanmasına neden olur.

Acıları azaltır: Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir.

Formda hissettirir: Sevgiyle yapılan cinsellik formda hissettirir. Doygunluk, rahatlama ve sevginin bir sonucu olduğu için bedensel ve ruhsal katkı yapar.

Olumlu düşünmeyi sağlar: Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşünceleri önleyip, olumlu bir bakış açısı verir.

Adeti düzenler: Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet görürler. 

5

Sevgili olmamıza gerek yok (mu?)

17 Ekim 2012

Sadece seks amacıyla bir araya gelen yatak arkadaşlarının sayısı özellikle büyük şehirlerde giderek artıyor. Bu duruma özel hayata dair bir tercih deyip geçmek mümkün ancak CİSED (Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği) Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe seks arkadaşlığı ile ilgili uyarıyor: “Duygunun olmadığı bir cinsellik, insanı mutlu edemez. Tek başına seks, yalnızca mekanik bir eylemdir.”

Bir şeyler eksik gibi...

İnsanın doğasında var olan aşk ve sevginin kutsal olduğunun altını çizen Dr. Keçe; "Aslında, burada da bireyin aradığı temel unsur sevmek ve sevilmek; güven ve şefkattir. Ancak seks arkadaşlığı durumu kişileri yalnızlığa ve mutsuzluğa itti. 2000'li yıllardan itibaren yaygınlaşan kitle iletişim araçları, cinselliğe olan ilgiyi artırdı. Bu durum, bazı toplum bireylerinin farklı arayışlara yönlenmesine neden oldu. "Seks arkadaşlığı" tabiri özellikle Avrupa ve ABD'de tabu olmaktan çıktıktan sonra ülkemizde de yaygınlaşmaya başladı. Doyumsuzluk hissi yüksek olan ve haz beklentisi içine giren kişilerin tercih ettiği seks arkadaşlığı, aşk arayışından çok seks arayışının ağır basmasıyla ortaya çıkıyor." dedi.

İnsan doğasına aykırı mı?

Keçe seks arkadaşlığını şöyle anlatıyor: Bu tarz ilişkilerde hiçbir kısıtlama olmadığı için geceyi beraber geçirme ya da ertesi gün telefon etme zorunluluğu da yoktur. Sahiplenme, kıskanma gibi duyguların tamamen yasak olduğu bu ilişki türünde, aşk ve seks birbirine karıştırılmamalıdır. Yorganın altında olanlar da sadece o iki kişiyi ilgilendirir. Ayrıca, bu iki kişi, kendi hayatından sorumlu olup, birbirinin hayatını bilmeleri gerekmemektedir. Ancak, her ne olursa olsun, duygunun dışlandığı yatak arkadaşlığı, insanın doğasına aykırıdır.

Sonu hüsran olur

CİSED Genel Başkanı Psikiyatrist Doç. Dr. Cebrail Kısa ise düzenli bir ilişkiye zaman harcamak istemeyen Amerikalı ve Avrupalı kadınlar arasında başlayan bu tarz ilişkileri yaşayanların özellikle evli ve aşk beklentisi olmayan, sır tutabilen, kıskançlık, kısıtlama gibi duygusal dürtülerini kontrol edebilen, aile ve sosyal çevrelerinin dışında olan kişileri seçtiğini belirtiyor.

Doç. Dr. Kısa: "İlk bakışta böyle bir ilişki şekli cazip gelse de, sonu genellikle hüsranla bitmektedir. Zamanla kullanan-kullanılan bir ilişkiye dönüşecek olan yatak arkadaşı ilişki biçimi, kullanılan kişinin kendini değersiz hissetmesine ve bunun sonucunda da ağır bir depresyona girmesine neden olabilecektir. Bazı bireylerde, yatak arkadaşlığı kontrolden çıkarak, kişiyi seks bağımlısı haline getirebilir. Bu, terapi gerektiren bir cinsel işlev bozukluğudur. Bunun dışında, sürekli değişik insanlarla birlikte olmak cinsel yoldan bulaşan hastalıklara da davetiye çıkartmaktadır." dedi.

Aşk acılarının ilacı mı?

Psikolog Serap Güngör de; "Yatak arkadaşlığını seçen kadın ya da erkek, geçmişinde genellikle iyileşmemiş bir aşk acısı yaşamış kişilerdir. Bu kişiler, tekrar acı çekmemek için yeni bir duygusal ilişkiye girmek istemez." dedi. Güngör'e göre; "Canının istediğiyle özgürce birlikte olmak, sorumluluktan uzak rahat bir cinsellik yaşamak, bu tip aşk yarası olan bireyler açısından bir onarım ilişkisi ve depresyonla baş etme şekli olarak görülmektedir. Fakat, bu tarz bir savunma mekanizması çözüm olmamakla birlikte, kişinin kendine olan özgüven ve saygısını kaybetmesine ve hatta daha ciddi ruhsal sorunlara da yol açabilmektedir." Kişilerin aşk acısını genellikle tek başına aşmaya çalıştıklarını ancak, bazı kişilerin geçmişten gelen olumsuz çocukluk yaşantılarından dolayı bu süreci aşamayıp, yatak arkadaşı gibi yanlış yollara saptıklarının altını çizen Güngör; "Yoğun üzüntü, terk ve kayıp gibi duygular için gerektiğinde terapi yardımı almak yararlı olacaktır." dedi.

Başladığı gibi gider mi?

"Başlarda, haftada bir kez, yalnızca cinsel ilişki için buluşuyorduk. Zamanla ona âşık olduğumu hissettim ama o, benim yalnızca bedenimle ilgileniyordu. Kendimi kullanılmış bir paçavra gibi hissetmeye ve kendimden nefret etmeye başladım." şeklinde cümlelerin kurulduğu yatak arkadaşlığının olumsuz sonuçlarına dikkati çeken Psikolog Kemal Özcan; "İster istemez işin içine duygu karışma ihtimali nedeniyle, her iki tarafın da, başlangıçta koyulan kurallara uyması pek de olanaklı olmayabilir. Bu durum, zamanla ilişkiyi içinden çıkılmaz bir sorun yumağına dönüştürebilir. Bu sorunlar, taraflardan birinin diğerine âşık olması ya da karşısındaki bireyden daha fazlasını istemesi gibi bir durumla sonuçlanacağı gibi ilişkinin tek taraflı sonlandırılması durumunda kişinin kendini kullanılmış ve terk edilmiş hissetmesi şeklinde de örneklendirilebilir. Bu nedenle, duygusal tatminsizlik yaşama, kendini kullanılmış hissetme, toplum tarafından hoş karşılanmama kaygısı ve zamanla yatak arkadaşına aşık olma riski üzerinde durulması gereken önemli sorunlardır." dedi. Genellikle var olan bir arkadaşlığa sonradan cinsellik eklendiğinde, bu ilişkinin sonlandırılması halinde, eskiden kalma arkadaşlığın da sonlandırılmış olacağının altını çizen Özcan; "Kişiler dostluk ve arkadaşlık ile cinsel dürtüler arasında bir seçim yapmalıdır." dedi.

7

Biraz da erkekler düşünsün!

15 Ağustos 2012

Kadınlar başkalarının yerine düşünmekten, kararlar almaktan ve planlar yapmaktan bir türlü vazgeçemiyor. Kendi hayatımızı yaşamak bile bu kadar yorucu ve meşakkatliyken, bir de erkeklerin hayatıyla ilgili kararlar almak, kadınlar için içinden çıkılması zor bir duruma sebep oluyor. Kadınlar sürekli bir erkeğin yerine düşünüp duruyor ama işler kötü gidince erkeği suçlayarak “erkekleri kesinlikle anlayamıyorum!” diyor.

Acaba kadınların erkekleri anlamamaktan şikayetçi olmalarının nedenini anneliğin idealleştirilmesi olabilir mi? Toplumun kadınlara yüklediği en önemli görev annelik ve kadınlar da bundan pek şikayetçi görünmüyor. Annelerden karşılarına çıkan her acil durumda ellerinde sihirli bir değnek varmış gibi becerikli, doğru ve ustaca davranması bekleniyor. Yaş kaç olursa olsun bu idealle büyüyen bir kadın karşısındaki erkek kim olursa olsun, onun hayatını düzeltmeye gönüllü oluyor. Onun isteklerini, yaşam tecrübelerini, hissettiklerini görmezden gelip kafasında kurguladığı formata uydurmaya çalışıyor. Kadınların sevgililerine söylediği "Bunu yeme hasta olursun, onu giyme üşütürsün, biliyorum karnın aç yemelisin" gibi konuşmalar bu annelik davranışının bir sonucu.

Kadınlar sevgililerinin yerine düşünmekten vazgeçtiğinde hayal kırıklıkları, üzüntüler ve kuruntular da bitiyor. Farkına varılmasa da ilişkinin mutluluğu için yapılan birçok davranış çoğunlukla bireysel mutluluğu­nuz için yaptığınız şeylerdir. Bireysel mutlululuğuna giden yolu ancak kişinin kendisi bilebilir. Nietzsche'nin de dediği gibi başkalarının yaşamlarını kendi yaşamlarımızmış gibi yaşamak bizi mahvediyor. Farklı dünyalarda büyüdüğümüzü ve farklı dünyaların insanı olduğumuzu kabul etmeliyiz. Kadınlar çevrelerindeki erkeklerin annesi olma duygusundan kurtulmalı...

Erkeklerin bir kısmı ilişkiye taşınan bu anne-oğul modeline olan itirazlarını açıkça bildirirken; bir kısmı ise annesi ile olan ilişkisindeki güven duygusunu, sevgilisi ile yaşadığı ilişkiye aktarmaktan hoşnut. Kadınların durumuna gelince, farkındalık sorunu yaşadıklarını söylemek hiç de zor değil. Kendilerinden çok sevgililerini düşündükleri sürece ne kendilerini ne de sevgililerini mutlu edemeyeceklerini artık anlamaları gerekiyor.

Bu yazıyı beğendiyseniz....

Aşkın hangi evresindesiniz?

Erkeğin en önemli anları

En romantik 20 an!

3

Sevgilinizin karanlık sırları ortaya çıkarsa

30 Temmuz 2012

 

Sorunsuz, ideal bir ilişki içinde olduğunuzu düşünüyorsunuz hatta doğru insanı bulduğunuz için çok mutlusunuz ama bir gün aniden sevgiliniz geçmişinden kalan bir sırrını açıklıyor ve aklınız şaşıyor...

Benim başıma gelmez demeyin bu hayatta herkesin bir sırrı olabilir ve bu sır sizin için şoke edici olabilir. Unutmayın bu hayatta yıllarca evli kaldıktan sonra eşinin aslında başkasıyla evli olduğunu öğrenen insanlar var.

Sizin öğreneceğiniz muhtemelen bu kadar radikal bir sır olmayacaktır ama sevgilinize çok bağlandıktan sonra onun örneğin evliliğe önem vermediğini, eskiden uyuşturucu kullandığını ya da evlenip boşanmış olduğunu öğrenebilirsiniz. Bu tür haberler her zaman kötüdür, bazen onların etkisinden kurtulmak zaman alır, bazen etkisi o kadar büyüktür ki ilişkinin sonunu bile getirebilir.

Her ne olursa olsun, sevgilinize kapıyı göstermeden önce, durumu etraflıca değerlendirmeniz gerekir. Bu konudaki uzman tavsiyelerini dikkate almak da işinize yarayacaktır. İşte birkaç tanesi...

Baş edilebilen sırlar

Bunlar iyi haber olmasalar da bir felaket habercisi sayılmazlar. Örneğin sevgilinizin depresan kullandığını öğrenirseniz sevinmezsiniz ama aldatılmışlık duygusu da yaşamazsınız. Bu tür bombalar sizi alt üst etmese de, ilişkinizi yeniden değerlendirmenize yol açabilir. Sevdiğiniz insanı yeterince tanıyıp tanımadığınız sorusunu uyandırabilir.

Size utanç verici sırlarını açıklaması aslında ilişkinin derinleştiğini gösteren iyi bir işarettir ama tabii ki bu durum hiçbir şey olmamış gibi davranmanızı gerektirmez. Haberi duyduğunuz andaki duygularınızı onunla paylaşmalısınız. Kritik nokta ona aşırı tepki göstermemeniz, yoksa onu dürüstlükten uzaklaştırırsınız.

Daha fazla enformasyon gerektiren sırlar

Bazen bir sırrı öğrendiğinizde kafanızda net bir resim oluşmaz. Bu tür durumlarda, daha çok bilgi almanız ve bu bilgileri kalbinizle değil, mantığınızla değerlendirmeniz gerekir. Ondan daha çok detay isteyin. Bazen sevgilinizden aldığınız bilgiler yetmeyebilir, kendi kendinize de bazı araştırmalar yapmanız gerekebilir.

Sorunun ne zamandır devam ettiği ve sorunu çözmek için ne yapmayı düşündüğü de önemli.

"Kötü bir dönemdi" sırları

Bu tür sırlar genellikle başka ilişkilerle veya yasadışı olaylarla ilgilidir. İlişki düzgün gidiyorsa, bu tür bir habere verilecek tepkiyi belirlemek gerçekten çok zor olur. Önce düşünmek için süre isteyin. Olayları daha soğukkanlı bir şekilde değerlendirebilmek için biraz zaman gerekir.

Öncelikle bu sorunun onun hayatını hâlâ etkileyip etkilemediğini değerlendirin. Onunla kalmanın size yaşatacağı olumlu ve olumsuz duyguları çok iyi tartıp, o şekilde karar vermelisiniz.

İlişkiyi bitiren sırlar

İlişkinin kaderini ve gidişatını belirleyecek farklılıkları bu sınıfa sokabiliriz. Onun çocuk istememesi, sizinse istmeniz gibi anlaşmaya varamayacağınız konular varsa veya güveninizi sarsan önemli bir olay söz konusuysa yapılacak tek şey ilişkiyi bitirmektir.

İlk başta çok üzüleceksiniz ama şunu sakın unutmayın; yanlış bir ilişkiyi bitirerek sizi daha fazla hak eden, size daha fazla mutluluk verecek birine şans tanımış olacaksınız.

Aşk, ilişkiler ve kadına dair her şey Mahmure.com’da.

3

Nasıl bir aşıksınız?

26 Temmuz 2012

Herkes aşık olur ya da olduğunu zanneder ama herkesin aşkı aynı mıdır? Ya da şöyle soralım; herkes aşık olduğunda aynı şekilde mi davranır? Bu sorunun yanıtı kesinlikle, hayır. Çünkü bırakın farklı insanları, aynı kişi hayatının farklı dönemlerinde yaşadığı ilişkilerde bile çok farklı roller üstlenebiliyor. Bakalım sizin durumunuz hangisine daha çok uyuyor?

Antrenör   

Aşka aslında çok da inanmıyorsunuz. Aşkı ve ilişkiyi çıkarların uyumu olarak niteliyorsunuz. Sevgilinize sürekli taktikler veriyorsunuz. Gerektiğinde iş degiştirmesi için baskı yapıyorsunuz. Ama onu biraz rahat bırakmalı ve siz de rahatlamalısınız.

Sahiplenen

Onu kıskanıyor ve sürekli sevgisini kanıtlamasını istiyorsunuz. Sık sık onsuz bir hayatın nasıl olacağını düşünüyor ve onun odak noktası olmak için çabalıyorsunuz. Sorunlar da bu noktada başlıyor. Onun sizsiz birşeyler yapması sorun oluyor. Onun adına yaşamaktan, iki vücutta tek ruh olma talebinizden vazgeçmeniz gerekiyor.

Bağımlı

Onu deli gibi seviyorsunuz. Bu sevgi adına her şeyi yapmaya hazırsınız. Onun için yapamayacağınız fedakarlık yok. Peki bu ilişkide siz neredesiniz? Biraz kendiniz için yaşamayı öğrenmelisiniz. Başkası için yaşadığınız taktirde kendinizi kaybedersiniz.

Dost

Kavgaları çocukça mı buluyorsunuz? Siz sevgiliden çok, dost olmayı istiyorsunuz. Aşk her şeyden önce güven sizin için. Değişiklik, uçarılık size göre değil. İlişkileriniz hep uzun soluklu. Sevgilinizle her şeyi yapmayı, onunla tüm hayatı paylaşmayı istiyorsunuz. Ancak dostça tavırlarınızın yanında bir sevgilinin tutkusunu da ondan esirgemeyin.

Tutkulu

Aşka aşık bir insansınız. “O”nun da öyle olmasını tercih ediyorsunuz. Onu çok çekici buluyorsunuz. Çevrenizdekiler sizden Romeo ve Juliet diye söz ediyor. Ancak siz aşkta acı olması gerektiğine inanıyorsunuz. Hep imkansız aşkların peşinde koşuyorsunuz. Onun için şiirler yazıyorsunuz. Doğru insanı bulursanız bir sorun yok ancak kendinize acı çektirmekten vazgeçmelisiniz.

Aşk, ilişkiler ve kadına dair her şey Mahmure.com’da.

2

İlişkiniz monotonlaşıyorsa dikkat!

25 Temmuz 2012

 

Ona çok aşık olsanız bile, ilk zamanlardaki coşku yerini monotonluğa bırakabilir. Bunu önlemenin en etkili metotlarından biri sevdiğiniz kişinin sizden bağımsız bir hayatı olduğunu kabul etmenizdir.

Aşkınız monotonlaşıyorsa...Kendi hayatınızı sahiplenin

Uzun ilişkilerde bazen çiftler sadece birbirlerine odaklanır ve dışarıda bir hayat olduğunu unutur. Bu durum normal gibi gözükse de uzun süreler dışarıya açılan bir pencere olmaksızın yaşarsanız birbirinizi boğabilirsiniz. Sevgilinizle tanışmadan önce arkadaşlarınızla birlikte olurdunuz, ailenize daha fazla zaman ayırırdınız, iş yerinizde daha fazla vakit geçirirdiniz ya da kendinizi geliştirmek için kurslara giderdiniz. Şimdiyse hayatınızın tek merkezi sevgiliniz.

İlişki dışında da bir hayatınız da olsun

Sakın sadece diğer çiftlerle görüşme hatasına düşmeyin. Hem onun arkadaşlarıyla hem sizin arkadaşlarınızla, iş ve okul arkadaşlarınızla, komşularınızla, ailenizle, yeni edineceğiniz arkadaşlarınızla görüşün. Yeni insanlar hem sizin hayatınıza hem de ilişkinize yeni şeyler katacak.


Ailesine saygılı davranın

Sevgilinizin yakın akrabalarına karşı saygılı olun. Onları sürekli kötüleyen bir tutumdan uzak durun. Özellikle anne babasının çok sevdiğiniz kişiyi yetiştiren insanlar olduğunu unutmayın.

Kavga etme stilinizi değiştirin

Rest çekmeyi, kaçan kovalanır diyerek sürekli küsmeyi bırakın. Kavgalarınızda daha ılımlı olmalı ve kendinizi iyi ifade etmeye çalışmalısınız. Ancak çözüm odaklı olursanız sorunları aşabilirsiniz.

Karşı karşıya değil yanyan olun, takım olun

Bağımsız olmanız güzel ama bu hiçbir zaman birbirinize destek olmamanızı gerektirmez. Onun için çok kötü geçen bir günden sonra onu rahatlatmak için bir şeyler yapın, en yakın arkadaşlarını eve davet edin ya da baş başa güzel bir yemek organize edin.

Aşk, ilişkiler ve kadına dair her şey Mahmure.com’da.

1

Aldatılıyor musunuz?

23 Temmuz 2012

 

Eğer sevgilinizin sizi aldattığından şüpheleniyorsanız paranoya yapmak yerine size vereceğimiz ipuçlarından faydalanarak gerçeği öğrenebilirsiniz. Eğer bir ya da daha fazla madde duruma uyuyorsa şüphelerinizde haklı olabilirsiniz. Tüm maddeleri dikkatle okuyun, eğer şüpheleriniz azalmak yerine artıyorsa bu konuyu onunla konuşmanızın zamanı gelmiş olabilir...

1) İç çamaşırına dikkat...

Sevgiliniz eskisine göre daha çok seksi iç çamaşırları almaya başladıysa ve bunları sizin için özenle giymiyorsa aldatılıyor olabilirsiniz.

2) Ani form tutma ve spor yapma tutkusu başladıysa...

Sevgiliniz yediklerine dikkat etmeye, bol bol spor yapmaya başladıysa ve spordan sonra duşunu yapıp dışarı çıkıyorsa bu bazı şeylerin ters gittiği anlamına gelebilir.

3) Parfümünü değiştirdiyse...

Sevgiliniz, eski parfümünü kullanmayı bırakıp başka bir parfüme yönelmişse radikal değişiklikler yapma ihtimali yüksek olabilir.

4) Fiziksel yakınlığınız azaldıysa...

Yaptığınız her türlü fiziksel değişikliğe rağmen sizinle eskisi gibi birlikte olmuyorsa, sizinle fiziksel bir temas kurmaktan kaçıyorsa dikkatli olmanızda fayda var.

5) Çalışma saatleri bir anda arttıysa...

Senelerdir değişmeyen işten çıkış saatlerinin aniden gecenin geç vaktine kadar uzaması tehlikeli bir işaret.

6) Kavgalar başladıysa...

Ortada hiçbir şey yokken, sudan sebeplerden kavga çıkarıyorsa bir şeyler ters gidiyor demektir.

7) Ailenizle arası soğuduysa...

Ailenizle hiçbir sorunu olamayan sevgiliniz artık aile ziyaretlerine gitmekten kaçınıyorsa bu da bir belirti olabilir.

8) Yalan söylemeye başladıysa...

Sevgilinizin üst üste yalanlar söylediğini ortaya çıkarıyorsanız bu iyiye işaret değildir.

9) Artık sizi hiç kıskanmıyorsa...

Bu size olan ilgisinin azaldığını gösteriyor olabilir. Dikkatli olmalısınız.

10) Sürekli arkadaşlarından bahsediyorsa...

Sohbetlerinizin konusu eşinizin karşı cinsten arkadaşları olmaya başladıysa dikkatli olmalısınız.

9

Yoksa sizde Kazanova Kompleksi mi var?

21 Temmuz 2012

 

Bazı erkekler küçücük bir bakışla bile bir kadının başını döndürmeyi başarıverir. Bir kadının gözlerinin içine baktıklarında dünya üzerinde başka bir kadın yokmuş hissini vermekte de hayli ustadırlar. Oysa ona göre tüm kadınlar fethedilmeyi bekleyen birer kaledir.  

Erkekler için mükemmel bir hayat gibi mi gözüküyor? Oysa hiç de değil çünkü bu çekici, karşı konulmaz ve tabi ki güvenilmez erkeklerin ortak bir derdi var: Kazanova Kompleksi.

Giacomo Casanova, 1725-1798 yılları ara­sında Venedik'te yaşamış bir yazardı ve tam bir zevk adamıydı. Hayatta her şeye ilgi ve merak duyduğu gibi her kadın da onun için keşfedilmesi gereken bir hazineydi. Casanova'nın günlüklerinden öğrenildiği üzere dünyanın gelmiş geç­miş en büyük çapkını 73 yıllık ömrüne sadece 120 kadın sıkıştırmış.

Günümüzün Kazanovaları ise bu rakamı çok rahat aşabiliyorlar. Her hafta sonu barlardan bir başka kadınla çıkan günümüz erkekleriyle kıyaslayınca Casanova sütten çıkmış ak kaşık gibi kalmıyor mu sizce de?

Kazanova Kompleksi nedir?

Konuyla ilgili en önemli kaynaklardan biri araştırmacı psikolog Peter Trachtenburg'un yazdığı "Kazanova Kompleksi ve Onlara Aşık Kadınlar" adlı kitap. Bu kitaba göre Kazanova Kompleksi, bir erkeğin içinde bir türlü dolduramadığı bir boşluktan doğan acıyı dindirmenin yolunu sekste ve kadınlarda bulması, en azından denemesi. Bu boşluğun nedeni ise genellikle söz konusu erkeğin geçmişinde geçirdiği travmalar. Bu travma annesi tarafından terk edilmesi, ilk kız arkadaşının gözlerinin önünde ölmüş olması ya da anneye duyulan aşırı düşkünlük olabilir... Dindi­rilemeyen bir acıyı geçici bir süre için etkisiz hale getirmek ise bağımlılık yaratıyor. Her yeni kadın bilinç altındaki boşluğa ve acıya çare olarak görülüyor, sonrası ise her seferinde hayal kırıklığı oluyor. Çünkü acıya merhem olacak kişi aslında kadın değil, kişinin kendisi.

Kazanova Kompleksi yaşayan erkekler farkında olmasalar da kadınları azize (Meryem yani) ve ahlaksız olmak üzere ikiye ayırıyorlar. Her ilişkinin başında iyi bir anne gibi görebilecekleri kadını arıyorlar ve bulduklarını sanıyorlar. İlişki devam ettikçe iyi anne figürü sürekli baskı yapan ve ceza veren anne figürüne dönüşüyor.

Onlar da çareyi, bilinç altında ahlaksız ka­tegorisine soktukları kadınlarla günü birlik kaçamaklar yapmakta buluyorlar.

Yakınlıktan korkmak

Kazanova Kompleksinden muzdarip erkekler, bir ilişkinin yakınlık derecesi arttıkça, kendilerini tehdit altında hissediyorlar. Bu yakınlık ve samimiyetle başa çıkamayan erkek, yakınlık ve sorumluluk duymak zorunda kalmayacağı yeni bir ilişkiye açıyor yelkenlerini. Limanda ise gözü yaşlı ve ne olduğunu anlayamayan şaşkın kadınlar kalıyor geriye.

Trachtenburg'a göre, geçmişte yaşadıkları travmanın içinde hapis kalmış ve sonrasında duygusal gelişimini ta­mamlayamadıkları için çocuk kalmış bu erkeklerin ortak özelliklerinden biri narsist olmaları. Trachtenburg, karşısına çıkan vakalar sırasında gözlemlediklerinden yola çıkarak şu sonuca varmış: Bu tip erkeklerin büyük çoğunluğunun boğucu derecede ilgili anneleri ve son derece ilgisiz babaları olmuş, bazı durumlarda babasız büyüyenler de söz konusu. Bu durumda çocuğun egosu ikiye bölünmüş oluyor. İlki, çocuğun sahte karakterini temsil eden çevresine uyumlu ve sistemin gereğini yerine getiren ve dolayısıyla anne-babanın onayladığı ego; ikincisi ise baskı altında tuttuğu ve sakladığı gerçek egosu. Yetişkin bir erkek olduğunda evlenip bir yuva kurması ama sürekli eşini aldatması da bu iki egonun çarpışmasının bir sonucunda ortaya çıkıyor. Yakınlık korkusunun nedeni de bu iki egonun su üstüne çıkma savaşından kaynaklanıyor. Ama erkeğimiz, bir kadınla ne kadar yakın olursa, yıllarca saklı tutup bastırdığı gerçek kişiliği yani egosu o kadar ürkütücü bir şekilde ortaya çıkmaya başlıyor.

Kazanova erkekleri nerede görseniz hemen tanırsınız. Kur yapmakta, romantik olmakta, bir kadını özel ve güzel hissettirmekte üstlerine yoktur. Çünkü Kazanova'nın istediği kadını elde etmek için yapmayacağı şey yoktur. Hatta yeri geldiğinde kendi hayatını bile riske sokabilir. Yeter ki amacına ulaşsın. Bu erkek kur yaptığı kadın tarafından kabul ve şefkat görmeye bağımlı yaşar ancak bir adım ileri gitmeye her zaman korkacak ve hassas egosunu koruma dürtüsüyle kaçacaktır.

"Kaçan balık, büyük olur" diye boşuna dememişler. Kadınların da tam bu nedenle Kazanovalarla saklambacı, kaçıp-kovalamacası hiç bitmeyecekmiş gibi gözüküyor. 

1

Gitme zamanı

18 Temmuz 2012

İlişkide yaşanan sorunlar bünyeyi biraz zorlamaya başlayınca akılda beliren soru bu oluyor. Erken davranmak potansiyeli olan bir ilişkiyi heba etmekse geç kalmak ne?

Arkasını dönüp yürümeye başladığında, artık söyleyecek sözü kalmadığını düşündü. Oturduğu yerde kelimelerin boğazında düğümlendiğini hissetti. Sevdiğiyle birlikte yıllarını geçirdiği eve son kez baktı. Kapıyı kapattığında kendi kendine söz verdi, artık ağlamayacaktı...

Çok dramatik değil mi? Gerçekten de öyle. Bir anda verilen kararlar ve değişen hayatlar daha ziyade filmlerde yaşanıyor çünkü bir ilişkide “Gitme zamanı geldi mi?” sorusunun yanıtını vermek ve bu kadar rahat harekete geçmek gerçekten çok zor.

Yalnızlık korkusunun ardında yeni bir hayat

Aslında bizim vermekte zorlandığımız cevabı belirleyen çoğunlukla hayatın kendisi oluyor. Yaşanılan bir tartışma, yaralayıcı bir söz, keşfedilmiş bir aldatma ya da alkolün getirdiği bir öfke... O anda yalnız kalma korkusundan, “aman düzenimi bozmayayım” hesapçılığından sapıyor hayat.

Yeni bir yön bulmaya çalışırken savruluyoruz önce. Bir yaprak ya da tohum olmayı biz seçiyoruz. Ya düştüğümüz yerde solup çürüyoruz ya da içinde beslenip, olgunlaşabileceğimiz bir toprak parçası buluyoruz.

Sanırım gerçekten gitmek istediğimiz an  da kendimizi bir yapraktan çok tohum gibi hissettiğimiz, yeni bir yerlerde kök salmaya hazır olduğumuz an.

Eski ilişkinin görünmez ve görünür bağlarından kurtulup, önce rüzgarla özgürce havalanmanın ve sonra çok daha güzel olacağına emin olduğunuz yeni bir yere konma hayali gelip yerleştiyse içinize gitme zamanı geldi.

İçinize dönün ve başlayın yolculuğunuza...

Aşk, ilişkiler ve kadına dair her şey Mahmure.com’da.

1

Aşk ihaneti affetmez!

30 Mayıs 2012

20 ülkede tam 19 bin kişiyle yapılan ‘Seks Yaşamı’ araştırmasının sonuçlarını sizinle paylaşıyoruz. Sonuçların bir kısmı sizi çok şaşırtacak!

Her ne kadar “Biz bize benzeriz.” ya da “Bizim geleneklerimiz Avrupalılardan farklı.” desek de uluslararası araştırma şirketi GfK Group’un “Seks Yaşamı” araştırması, Türkiye’nin cinsellik konusunda Avrupa’dan çok da farklı olmadığını ortaya koyuyor.

Tabi farklılıklar da yok değil… En büyük ayrım “İhaneti affeder misiniz?” sorusuna verilen yanıtta: Türklerin çoğu bu soruya “hayır”
cevabını verirken, Yunalılar’da “hayır” diyenlerin oranı sadece yüzde Türkiye’de tüm bölgelerinden, toplam yirmi ilde 1355 kişiyle yüz yüze
görüşülerek gerçekleştirilen araştırmaya göre Türklerin çoğunluğu haftada 2-4 kez seks yapıyor. Haftada 7′den fazla seks yapanların oranının en yüksek olduğu ülke Yunanistan. Avrupa genelinde ‘en iyi aşık’lar ise İtalya’dan çıkıyor.

Türk gençliği cinsel eğitimini medyadan alıyor

Dünyanın sayılı araştırma şirketlerinden GfK Group, “Seks Yaşamı” adlı bir araştırmaya imza attı. Toplam 20 ülkedeki 19 bin 100 kişiyi kapsayan araştırmayı, Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, İspanya, İsveç, İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Amerika, Rusya ve Türkiye’de gerçekleştirdi.

Araştırmanın Türkiye ayağında en çarpıcı cevaplar “ihanet” konusunda alındı. Araştırmaya göre Türkler karısının veya kocasının ihanetini affetmiyor. Avrupa’da “İhaneti asla affetmem” diyenler yüzde 39 civarında iken bu oran Türk insanı için yüzde 89. Türk kadınları yüzde 80 oranında “affetmem” derken erkeklerde bu oran yüzde 90′ı buluyor. Hollandalıların yüzde 39′u eşlerinin ihanetini ‘genellikle’ affederken,
Türklerin ‘affetme’ oranı sadece yüzde 2.

Araştırmada seks yapma sıklığı da soruldu. Bu konuda Türkler, Avrupalılar gibi düşünüyor. Türklerin yüzde 42′si haftada 2-4 kez seks yapmayı tatminkar bulurken, haftada yediden fazla seks için bu oran yüzde 2′yi geçmiyor. Bir haftayı geçen süre boyunca seks yapmayanların sayısı da az değil; yüzde 12… Türk kadınları haftada ortalama 2 kez seks yapmayı tatminkar bulurken, Türk erkekleri 3 kez olması gerektiğini düşünüyor. Türkiye’deki gençlere göre haftada 3-4, orta yaşa göre haftada 3, orta yaş üzerine göre haftada bir seks yapmak yeterli…

Araştırmaya göre Türkler seks hakkında pek çok şeyi medyadan öğreniyor. Yaklaşık her ‘üç kişiden biri’ seks hakkındaki düşüncelerinin, yorumlarının en çok televizyon, dergi gibi kitle iletişim araçları tarafından şekillendirildiğini belirtiyor. ‘Arkadaşlar’ en etkili gruplar arasında ikinci sırada. Ayrıca Türkiye’de anne-baba, dayı, teyze, amca, dayıoğlu, teyzeoğlu, teyze kızı gibi aile üyeleri de seks hakkındaki düşünceleri yönlendirmekte etkili. Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde ise aile üyeleri çok daha az etkili…

En iyi aşıklar sıralamasında 6. sıradayız!

‘Seks Yaşamı’ başlıklı araştırmanın bir diğer ilginç sonucu ise en iyi aşıkların hangi ülkeden çıkabileceğine ilişkin soruyla ortaya çıktı. Bu soruda en yüksek oy İtalya’ya geldi, İtalya’yı Fransa takip ediyor. Türkiye; ABD, Rusya ve İspanya’nın ardından 6. sırada yer aldı.

Türk kadınına göre en iyi aşıklar (Türkler’den sonra) Fransız, Amerikalı, Alman ve İtalyan…. Türk erkeğine göre ise (Türkler’den sonra) sıralama Fransız, Alman, Rus ve İtalyan olarak devam ediyor.

Araştırmada, eşcinsellere karşı tutum hakkında da soru yöneltildi. Bu konuda katılımcıların çoğu ne yazık ki aynı fikirde. Hem Avrupalılar hem de Türkler, ezici bir farkla, eşcinsellere yeterince hatta fazla tolerans gösterildiğini düşünüyor.

1
Kapat