Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Ajanda Kategorisindeki Tüm Yazılar

Şehrin en güzel buluşma mekanları, kaçırılmayacak konser haberleri, yeni çıkan kitap ve dergiler, nefes kesen filmlerin tanıtımları kısacası merak ettiğiniz ve ajandanıza kaydetmek istediğiniz her şey burada. Ajanda'yı takip edin, artık hiç sıkılmayacaksınız!!!

"Ajanda" hakkında 10 yazı bulundu.

Haftanın filmleri (18.01.2013)

18 Ocak 2013

Bu hafta 1'i yerli, 3 yeni film vizyona girdi.

CELAL İLE CEREN

Herkesin bir Ceren'i vardır.

Şahan Gökbakar'ın senaryosunu yazdığı film, yetenekli komedyenin hayranları tarafından uzun süredir bekleniyor. Malum kendisi sinemada henüz ''Recep İvedik'' serisinin dışında bir başarı kazanabilmiş değil. Bakalım Celal rolünde de aynı sıcaklığı yakalayabilecek mi? Fragmanda yer yer Recep İvedik tarzı sahneler yer alsa da. Celal ile Ceren kendine özgü bir eğlenceli bir film olmayı başarmış gibi...

Yönetmenliğini kardeş Gökbakar Togan'ın yaptığı ''Celal ile Ceren''de Ezgi Mola da en az Şahan kadar başarılı olmaya aday...

 

BİTİK ŞEHİR

Yurt dışında ilgi uyandıran politik gerilimin yönetmeni Allen Hughes, senaristi ise Brian Tucker.

İşine son verilmiş bir polis olan Billy Taggart (Mark Wahlberg) artık özel dedektif olarak çalışmaktadır. Bir gün New York şehrinin belediye başkanı Nicholas Hostetle (Russell Crowe) onu karısı Emily Barlow'u (Catherine Zeta-Jones) takip etmesi için görevlendirir. Belediye başkanı aldatıldığından şüphelenmektedir. Taggert iddiaları doğrular, ancak yaptığı araştırmalar onu zamanla dişli düşmanlar edineceği politik bir skandalın içerisine sürükleyecektir.

 

MAMA

Kanada - İspanya ortak yapımı olan Mama, tüyler ürperten bir hayalet öyküsünü beyaz perdeye getiriyor.

Victoria ve Lilly, anne ve babası ormanın derinliklerinde öldürüldüğünde henüz çok küçük iki kız kardeştir. Vahşi doğada yapayalnız kalırlar ve 5 yıl boyunca nasıl hayatta kaldıklarını kimse çözemez. Amcaları Lucas, kız arkadaşı Annabel ile kızları sahiplenir ve mahkeme kararıyla evlerine alır. Fakat insanlıktan uzak büyümüş çocukların rehabilitasyon süreci de oldukça zor olacaktır. Çocukların uyumsuz davranışları ve evden kaçmalarının ardından travma ve stresten başka bir etken olduğunu fark eden Annabel, geceleri kızlara seslenen bir fısıltı olduğunu fark eder. Evdeki tek misafirler küçük çocuklar değildir, dudaklarından dökülen ''Mama'' nereye gitseler arkalarında olan bir hayalettir...

İspanyollar son yıllarda özellikle korku ve gerilim türünde çok başarılı filmler yapıyorlar. Türün takipçileri bu filmi de oldukça seveceklerdir.

3

Haftanın mekanı - Filizler Köfte

14 Ocak 2013

Filizler Köfte deyince önce manzarasından bahsetmek lazım... İstanbul’un simgesi Kız Kulesi’ne nazır mekandaki masalardan herhangi birine oturduğunuzda rahatlıkla seyre dalabileceğiniz, Ayasofya’sı ile, Sultan Ahmet’i ile 5 bin yıllık Tarihi Yarımada’dan, Galata Kulesi’ne, oradan da Dolmabahçe’ye ve Boğaziçi Köprüsü’ne kadar önünüzde uzanan eşsiz bir manzaradan söz ediyoruz!

Aile, 19 yıl önce İstanbul’un Tuzla sahilinde açtıkları ilk restoranda edindikleri tüm tecrübeyi Salacak’ta, 2010 yılında açtıkları bu yeni şubede de korumayı başarmış.

Restoran ve cafe kısmı olan 2 katlı çok samimi ve rahat bir mekan burası. Üstelik tam 1000 kişiye hizmet verebiliyor. Fiyatlar uygun, yemekler lezzetli ve servis de oldukça hızlı. Menüsünde başta “Filizler Köftesi” olmak üzere türlü türlü köfte var; Kaşarlı, Acılı, Sebzeli Kasap ve Sucuk Köfte ile beraber Izgara Et ve Tavuk Çeşitleri bulunuyor. Karışık bir tabak denerseniz neden diğerlerini de denemedim diye pişman olmazsınız. Köfteler pilav ve püre ile beraber servis ediliyor.

Ayrıca alt kattaki market bölümünden yediğiniz köfteleri, turşuları ve zeytinyağları da satın alabiliyorsunuz.

Hem arkadaşlarınızla hem de sevgilinizle gidebileceğiniz mekanda bir iz bırakmak istiyorsanız siz de bir peçeteye ya da kağıda düşüncelerinizi yazıp bırakabilirsiniz...

Filizler Köfte hakkında daha detaylı bilgi için sitelerini ziyaret edebilirsiniz: http://filizler.com/

1

Haftanın filmleri (11.01.2013)

11 Ocak 2013

 

 

 

Bu hafta tam 5 film vizyona giriyor. Zaten vizyonda olanları da düşünürsek hemen herkesin zevkine hitap eden bir seçenek var. Birini seçin ve bu hafta sonu sinemada film izlemenin keyfini çıkarın...

Karaoğlan

Daha önce de defalarca sinemaya uyarlanan, Yeşilçam yıllarında Kartal Tibet tarafından canlandırılan Karaoğlan döndü!

Hem de ne dönüş... Bazı kaynaklar bu filmin bütçesinin 7 milyon dolardan fazla olduğunu ısrarla belirtiyor. 1963 yılında Suat Yalaz’ın çizgileriyle hayat bulan karakter bu filmde de klasik düşmanı Camoka’yla mücadele ediyor. 1238 yılında yılında geçen hikayede Anadolu’nun kaderi Moğol istilasını durdurmaya çalışan Karaoğlan’a ve onun çevresindekilere bağlıdır. Güzeller güzeli Bayırgülü, kılıç ustası Baybora, yaman savaşçı Balaban ve Karaoğlan’ın akıl hocası Çalık, bu şanlı destanın kader ortağı olacaklardır.
Karaoğlan çizgi romanlarının günümüz teknikleriyle yeniden sinemaya uyarlanmış hali olan filmin yönetmenliğini Kudret Sabancı üstlenirken, oyuncu kadrosunda Volkan Keskin, Hakan Karahan, Özlem Yılmaz, Müge Boz ve Hasan Yalnızoğlu gibi isimler yer alıyor.

Fragmanı seyretmek için http://bit.ly/VskujO

Efsane Beşli

Büyüklerin çocuklarla eğlenceli saatler geçirebileceği başarılı bir yapım.

'Kara' adıyla tanınan kötü bir ruh insanlığın umutlarını ve inandığı değerleri yok ederek dünyaya hakim olmak için harekete geçince, Kuzey (Noel Baba), Diş Perisi, Uyku Perisi, Paskalya Tavşanı ve Jack Frost'tan oluşan ölümsüz bekçiler de ona karşı güçlerini birleştirme kararı alırlar. Kara, dünyamızı çepeçevre sarıp insanlığa korku yaymaya başladığında, dünyadaki tüm çocukların umutları, inançları ve hayalleri Efsane Beşli'ye bağlıdır.

Yazar William Joyce'un ünlü çocuk kitapları serisinden uyarlanan filmin yönetmenliğini Peter Ramsey üstlenirken filmin orijinal seslendirme kadrosunda Chris Pine, Hugh Jackman, Alec Baldwin, Jude Law ve Isla Fisher isimleri göze çarpıyor.

Fragmanı seyretmek için http://bit.ly/WJ1ol4

 

 

 

Entrika

Richard Gere hayranlarına hitap eden bir gerilim...

Richard Gere’in canlandırdığı büyük bir ticaret imparatorluğunu yöneten Robert Miller bir gece bir trafik kazası geçirir; kendisi sağ kurtulur fakat herkesten gizlediği yasak aşkı kazada can verir. Miller kaza sonrası gizli ilişkisinin ortaya çıkmasını göze alamaz ve riskli bir plan yapar. Tam şirkette her şeyin yoluna girdiğini düşündüğü sırada olayı araştıran detektif Michael Bryer planlarını alt üst edecektir...

Senaristliğini ve yönetmenliğini Nicholas Jarecki'nin üstlendiği filmin kadrosunda Tim Roth ve Susan Sarandon gibi yıldız isimler de var.

Fragmanı seyretmek için http://bit.ly/WJ1KrY

 

 

 

 

Kanunsuzlar

Bu haftanın en iyi filmi olabilir...

Gerçek bir hikayeye dayanan filmde kaçakçılıkla nam salmış Bondurant kardeşlerin Büyük Depresyon dönemindeki icraatları anlatılıyor. Bondurant ailesine mensup 3 kardeşin birbirine olan sadakati, kaçakçılıkla kazandıkları iyi paradan kendilerine pay isteyen devlet görevlileri karşısında da sınanıyor.

Yönetmenliğini en son The Road filmine imza atan John Hillcoat'un üstlendiği film Tom Hardy, Guy Pearce, Gary Oldman, Shia LaBeouf, Jessica Chastain ve Mia Wasikowska gibi yıldızlardan oluşan bir kadroya sahip. Yapım 2012 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışmıştı. Avrupa'nın çeşitli festivallerini gezen filmin yurtdışı eleştirmen notu da bir hayli yüksek.

Fragmanı seyretmek için http://bit.ly/WdQC75

 

 

 

Düşler Diyarı

Haftanın çocuklara da hitap eden ikinci filmi...

Cimcime (Hushpuppy), New Orleans'ın kıyılarında Bathtup (Leğen) isimli fakir ama mutlu toplulukta babasıyla birlikte yaşayan altı yaşında sevimli bir çocuktur. Hafif çatlak babası Wink bir gün gizemli bir hastalığa yakalanır. Eşi benzeri görülmeyen ve ne olduğuna dair tanı koyulamayan bu hastalık dünyanın işleyiş düzenini derinden sarsar ve bir nevi kıyameti tetikler. Tarih öncesinde yaşamış olan 'Auroch' isimli antik ordu mezarlarından çıkar ve dünyanın sonunu getirmek için savaşmaya başlar. Şimdi küçük Cimcime yaşadığı topluluğu terk edecek ve dünyanın diğer ucundaki annesini aramaya başlayacaktır. Hem babasını, hem sular altındaki evini hem de evreni kurtarması gerekecektir.

Özellikle çocuk oyuncu Quvenzhané Wallis'in performansı dikkat çekici!

Fragmanı seyretmek için http://bit.ly/VPUuML

3

Haftanın filmleri (04.01.2013)

03 Ocak 2013

 

 

 

Bu hafta 3 yeni film gösterime giriyor. Elimizde bir komedi-dram, bir gerilim-aksiyon ve son olarak bir de korku filmi var. Tercih sizin...

Umut Işığım

Robert De Niro,  Bradley Cooper,  Chris Tucker, Jennifer Lawrence ve Julia Stiles gibi şahane bir oyuncu kadrosunun adeta döktürdüğü film, komediyle dram arasında gidip gelen bir tona sahip...

Felekten Bir Gece (Hang Over) filmlerinin yakışıklı oyunucusu Bradley Cooper’ın canlandırdığı Pat Peoples her zaman bardağın dolu tarafına bakan, “Her şeyde bir hayır vardır,” sözüne inanan bir adamdır. Karısı kendisini başka bir adam için terk ettikten sonra akıl hastanesinde tedavi gören Pat artık karısını geri kazanmaya ve hayatını yeniden düzene sokmaya kararlıdır. Önce anne babasının yanına taşınır ve kendisini karısının istediği türden bir adam olmaya adar. Ancak bu zor bir mücadeledir. Taa ki hayatı istediği gibi gitmeyen güzel bir genç kadın olan Tiffany (Jennifer Lawrence) ile tanışana kadar...

Fragmanı seyretmek için http://bit.ly/UgceES

Yakın Tehdit

Nicolas Cage ve Nicole Kidman’in baş rollerini paylaştığı sıkı bir gerilim filmi...

Daha önce Telefon Klübesi (Phone Booth) filmini de çeken Joel Schumacher tek mekanda geçen bu filme de çok şey katmış. Zengin çifti oynayan Nicolas Cage ve Nicole Kidman, malikanelerine giren ve onları rehin alan suçlulardan kurtulup hayatta kalmaya çalışıyorlar. Oldukça sürprizli gelişmeler olduğunu söylemeliyiz.

Fragmanı seyretmek için http://bit.ly/YXmHS5

 

 

 

 

 

 

 

Koleksiyoncu 2

İlk filmi sevenler için ilaç gibi bir devam filmi!

2009 yılında çekilen Koleksiyoncu, korku ve gerilim türünün sıkı takipçileri tarafından oldukça beğenilmişti. Gelenek devam etti ve beklenen devam filmi yapıldı. Bu film de en az ilki kadar korkunç. Kıasaca konudan bahsetmek gerekirse; Elena, gizli bir depoda yapılan partiye gitmek için arkadaşları tarafından ikna edilir ve bu partide kendisini, içerde eğlenenlerin biçilip, kesilip, ezildikleri kâbus gibi tuzakların içinde bulur. Bu dehşet verici cinayetler bittiğinde, Elena hayatta kalan tek kişidir. Oradan kaçmayı başaramadan bir sandığın içinde bilinmeyen bir yere götürülür.

Fragmanı seyretmek için http://bit.ly/PWm7na

1

Kitap: Sevgililer İçin Psikolojik Taktikler

04 Nisan 2012

Kitap: Sevgililer İçin Psikolojik Taktikler

İkili ilişkilerdeki neredeyse tüm sorunların anası iletişim eksiliği. ‘Sevgililer İçin Psikolojik Taktikler’ isimli kitabın yazarı Dr. Perry Q. Buffington’a göre birisiyle iletişim kurabilmek basit görünse de aslında karmaşık bir oyun ve bu oyunun kurallarını öğrenmek de şart!

Yakamoz Yayınları tarafından dilimize kazandırılan ‘Sevgililer İçin Psikolojik Taktikler’, hem bilgilendirici hem de bir o kadar eğlenceli bir kitap. Ele aldığı konunun evrenselliği nedeniyle herkesin bir şeyler alması mümkün. Yazar doğru iletişim tarzını doğru zamanda uygulamanın kilit önemde olduğunu “Konuşmak kolay bir şey değildir. Oyunu doğru oynayabilmeniz için kurallarını bilmeniz gerekir.” sözleriyle vurguluyor.

Tekrar tekrar göz atmak isteyeceğiniz başucu kitaplarından olan ‘Sevgililer İçin Psikolojik Taktikler’ size ömür boyu faydalanacağınız tüyolar veriyor. Okumanızı öneriyoruz.

İşte kitaptan birkaç öneri…

Mutlaka sırayla konuşun

Çok basit gözüken bu kural, özellikle önemli konularda hayati önem taşır çünkü bu kuralı ihlal ettiğiniz an diyalog kopar! Özellikle de yeni tanıştığınız insanlar sizden uzaklaşmaya başlar. İletişim uzmanları cinsiyetle sözü bölme alışkanlığı arasındaki ilişkiyi incelediğinde konuşmayı kesenlerin tam yüzde 75′inin erkekler olduğu ortaya çıktı.

İpleri elinizden kaçırmayın

Konuşma sırasında iktidar sadece bir kişiye aittir ve bu siz olmalısınız. En çok konuşan konuşmayı yönlendirir. Karşıdaki kişiyle girilen göz teması miktarı, konuşmayı bölme sayısı ve kişinin konuşarak, gülerek geçirdiği zamanın toplamı gücü belirler. Espri yapan iktidardadır, gülen ise teslim olmuştur.

Sessiz kalmayın

Sessizlik uzadıkça gerginlik yaratır. Herhangi birinin konuşmasına otuz saniye gibi uzun aralar vermesi diğerlerini rahatsız eder. Bunu sakın yapmayın.

Fazla bilgi zararlıdır!

Kendiniz hakkında çok fazla konuşursanız, olumsuz bir etki yapar. Kendini beğenmiş biri olduğunuz düşünülebilir. Sevgilinize kendinizi çok açtıysanız, başınız muhtemelen derde girer. Birlikte olduğunuz kişi kendisi hakkında olumsuz bir şey anlatırsa, siz de kendiniz hakkında olumlu bir şey anlatın.

Etkileyici bir roman: Rüyalar Anlatılmaz

14 Mart 2012

Etkileyici bir roman: Rüyalar Anlatılmaz

İlk romanı Unutma Beni Apartmanı ile büyük beğeni toplayan Nermin Yıldırım’dan rüyalar, gerçekler, sırlar ve suskun kalmışlar üzerine sarsıcı bir roman: Rüyalar Anlatılmaz

İlk kitabıyla, 2011 yılının, en dikkat çekici yazarlarından biri olmayı başaran Nermin Yıldırım, okur kitlesini ikinci romanı Rüyalar Anlatılmaz’da da hayal kırıklığına uğratmayacak gibi görünüyor. İnsanın insanı anlamasının güçlüğüne dair bir roman olan Rüyalar Anlatılmaz, gücünü kimi zaman hepimizin hissettiği ama bazen kabullenemediği duygulardan alıyor. Hani bazen en yakınlarımız bile uzaktır bize ya. İşte Rüyalar Anlatılmaz tam da bunun üzerine…

Romanın baş kişisi olan ve kaybolan kocasını bulmak üzere İspanya’dan İstanbul’a gelen Pilar, yaşamını Barcelona – İstanbul hattında sürdüren yazarla bazı paralelikler taşıyormuş gibi görünse de Nermin Yıldırım bu romanın otobiyografik özellikler taşımadığını sadece bildiği mekanlarda geçen bir hikaye anlatmak istediğini özellikle vurguluyor.

Romanın konusu kısaca şöyle; Pilar, yabancı bir şehirde, tanımadığı insanlarların arasında kayıp kocasının izini sürmeye başlar. Ancak kocası Eyüp’ün ardında bıraktığı rüya defterindeki işaretler zamanla Pilar’ı kabusla gerçeğin birbirine karıştığı bambaşka bir hikayenin içine taşır. Artık gizli kalmış ne varsa, hepsinin ortaya dökülmesinin zamanıdır.

Doğan Kitap’tan çıkan Rüyalar Anlatılmaz, tüm dünyada okunacak bir roman olmaya aday, kaçırmayın!

Değil hakikati, hayallerini, rüyalarını bile anlatmaya korkuyorsun. Çünkü sustuğun, kilitler altında saklanıp görünmez olduğun sürece güvendesin sanıyorsun. Oysa ancak anlatarak ve yasını tutarak kurtulabilirsin içinde yıllanmış acıdan. Başka türlü ıslah olmaz kalbinde harelenmiş o uğursuz gam.
Bırak, bir bir dökülsün gizlice kendini izlediğin aynaların sırları. Bırak, kendi sırrında parçalansın cam, tarumar olsun dünün bütün doğruları. Aksın zehir, temizlensin kan, bulsun yolunu zaman. Bu demde sadece gerçeğin yolcususun. Hem gücün de yok sanma bu tekinsiz yolu adımlamaya. Unutma, sen sustuğun için böyle yorgunsun.
Şimdi akrebi ve yelkovanı kalbini kırdıkları yerde uyut, evvelce verilmiş insafsız sözleri unut, ve öyle bir çığlık at ki, bütün sessizlik yeminleri o an bozulsun. Bırak, artık her şey konuşulsun…

Mutlaka okuyun: Karahindiba

25 Kasım 2011

Mutlaka okuyun: Karahindiba

“Tanrı benden bir ısırık almış, tadımı beğenmemiş, bir kenara fırlatıvermişti.”

Geçenlerde İstiklal caddesindeki bir kitapçıya girip yeni çıkan kitapları incelemeye başladım. Uzun zamandır öykü okumuyordum, niyetim iyi bir öykü kitabı bulmaktı. Önce kapağa sonra da kitabın arkasına bakan klasik bir okuyucu olduğumdan başladım mesaiye. Tam vazgeçmeye karar verdiğim anda, ilk olarak ismiyle dikkatimi çekti Karahindiba. Hem genç yazar Sinan Sülün’ün bu ilk öykü kitabını hem de karikatürist ve yazar Metin Üstündağ’ın yazdığı nefis arka kapak yazısını sizinle paylaşayım istedim…

Karahindiba, her dört kişiden birinin işsiz olduğu, otuz kişilik bir iş kadrosuna beş bin kişinin başvurduğu, üniversite mezunlarının asgari ücret + prim + yol formülü ile bile iş bulamadığı, iş görüşmelerinde ‘Eğer ormanda bir canlı olsaydınız ne olurdunuz?’ gibi garip sorular soran insan kaynakları uzmanlarının ve sigortanın olmazsa olmaz olduğu gerçek ama bir o kadar da fantastik bir dünyayı, mizahın teselli edici, lezzetli dilini kullanarak anlatıyor.

Sinan Sülün ilk hikâye kitabı Karahindiba’da fonda duyulan hevesli bir uğultuyu heyecanlı kalp çarpıntılarıyla dengeliyor ve sıkı bir yazarın geleceğinin müjdesini veriyor.

Okuyun, pişman olmayacaksınız.” metin üstündağ

Ben de ortalarına geldim, gerçekten pişman etmiyor!

4

Okumak şart: Unutma Beni Apartmanı

07 Haziran 2011

1980 yılında doğmuş genç bir yazardan ilk roman olduğuna inanmakta zorluk çekeceğiniz bir ilk roman!

Annesinin sesini ilk kez kırk üç yaşında telefonda duyan bir kadının hikâyesi bu. Sırlarla dolu bir geçmişin peşinde kendi yaşamını sorgulayan, “Yalnızlık kaçınılmaz bir son değil, ulaşmaya gayret ettiğim bir mertebeydi kimi zaman. Sahip olduklarımın esaretinden kurtulmak için terk etmemiş miydim sevdiklerimi, seveceklerimi, sevenlerimi? Korkmamış mıydım vazgeçemeyecek kadar alışmaktan?” diyen Süreyya’nın öyküsü.

Terk etmeye ve edilmeye, köksüzlüğe dair sarsıcı bir hikâye…

Nermin Yıldırım, cesurca bir yaklaşımla aile kavramını masaya yatırırken aşkı, insan ilişkilerini, toplumsal çalkantıların bireylerin iç dünyalarında yarattığı kopuşları ve yabancılaşmayı keskin bir gözlem gücüyle aktarıyor.

Türkiye’nin yarım yüzyıllık tarihine mercek tutan Unutma Beni Apartmanı kişisel ve toplumsal bellek ekseninde zekice kurgulanmış, etkileyici bir roman. Eğer bu sıraralar “iyi” bir roman okumak istiyorsanız şiddetle tavsiye ediyoruz.

1

İlk nerede buluşsak? – İstanbul

31 Mayıs 2011

İlk nerede buluşsak? – İstanbul

İşte beklediğiniz an geldi! İnternetten yazışırken birbirinizi az da olsa tanıdınız ama artık yüz yüze gelme vakti. Şimdi tek sorun bu günün anlamına en uygun mekanı bulmakta. Aman dikkat! İlk buluşmada seçtiğiniz yerin sevgili adayınızın üzerindeki etkisi çok büyüktür. İstanbul’da ilk buluşmaya uygun yüzlerce mekan var. Planınızı yapmadan önce bizden size birkaç öneri…

Kız Kulesi

2 bin 500 yıllık gizemli bir tarihe sahip. Asya ve Avrupa kıtalarının kesiştiği noktada, Boğaz’ın tam ortasında. Baktığınızda Sultanahmet ve Ayasofya Camii, Galata Kulesi, Çırağan Sarayı, Ortaköy, Üsküdar sahillerini görebilirsiniz. Oh ne keyif! Kız Kulesinin balkonunda İstanbul’u seyrederken bir yandan da tercihinize göre çayınızı yudumlayın ya da yemeğinizi yiyip sohbet edin. Duyduğumuza göre bu mekan günde en az 6 evlenme teklifine şahit oluyormuş. Bizden söylemesi.

Sade Kahve

Rumelihisarı’nda yer alan bu mekan aslında kaliteli bir çay bahçesi. Uygun fiyatları, deniz manzarası, güler yüzlü çalışanları ile Sade Kahve ilk buluşmanızda cebinizi de üzmeden keyifli vakit geçirebileceğiniz dost canlısı bir mekan. Gidin, yiyin, için parayı düşünmeyin!

Bebek Starbucks

İstanbul’daki ünlü kafelerden biri Bebek Starbucks. Böyle bir manzaranın dünyada başka herhangi bir Starbucks’da olduğuna inanmıyoruz. Bebek sahilindeki kafe iki kattan oluşuyor, kahve alıp çıkacaklar giriş katını tercih ederken denize karşı kahve içmek isteyen müdavimler bir alt kattaki bölümü tercih ediyor. Alt kat, sevgili adayınızın elini çaktırmadan tutmak için de ideal. O kalabalıkta kendisi bile farketmez. Ortam güzel, manzara güzel. Deniz kenarında kahve içerken huzurlu bir şekilde sohbet edebilir, hatta aşık bile olabilirsiniz.

House Cafe İstiklal

Buluşmaların vazgeçilmez adresi Beyoğlu ve İstiklal Caddesi. İlk buluşmanızda karşınızdaki insanla teklifsiz, rahat, keyifli zaman geçirmek isterseniz, adreslerinizden biri de House Cafe İstiklal. “İlk buluşmada ne romantizmi canım!” diyenlerdenseniz, kalabalığın eksik olmadığı House Cafe’yi tavsiye ederiz.

Sizlere ilk buluşmanızda başarılar diyoruz. Aman güvenlik kurallarını unutmayın!

Siz de kendi ilinizin romantik mekanlarını onerileriniz@gayet.net adresine gönderebilirsiniz.

1

Daha iyi yaşamak mümkün!

23 Mayıs 2011

Daha iyi yaşamak mümkün!

Ajanda ile haberiniz olacak… Nelerden mi?

İlginizi çekebilecek hemen hemen her şeyden!

  • Şehrin en güzel buluşma mekanları
  • Kaçırılmayacak konser haberleri
  • Yeni çıkan kitap ve dergiler
  • Nefes kesen filmlerin tanıtımları

Merak ettiğiniz ve ajandanıza kaydetmek istediğiniz her şey burada.

Bizi takip edin, artık hiç sıkılmayacaksınız!!!

1
Kapat