Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Sizin bardağınız hangi boy?

Uzmanından 08 Mart 2012

Bir şekilde aklıma hemen Özlem Tekin’in şarkısı geliyor bu sözü duyunca: “Aşk her şeyi affeder mi?” Çok da uzun bir şarkı değildir, çok derin, çok felsefi ve üzerinde uzun süre durup da analiz edilecek, satır araları okunacak, anlamlar yüklenecek sözleri de yoktur:

Çok üzgünüm istemeden 
Seni dün gece aldattım 
Kim olduğu mühim değil 
Sana bağlanmaktan kaçtım

Öte yandan da bu kadar sözle bile aslında oldukça çok şey yazmak mümkün…

Aldatmanın ne olduğu tartışmasını şimdilik es geçip başka bir yazıya bırakalım. Aldatmayı şimdilik sadece fiziksel bir şey olarak tanımlayalım şimdilik… “Bağlanmaktan kaçarken” “istemeden aldatmak” Demek ki bir pişmanlık var bu işin içinde. Pişmanlık var, sadece bir kere yapılmış, üstelik de istemeden yapılmış bir kaçamak… İlişki Koçu Cansu Yağız’ın dün okuduğum bir yazısına göre hala aşkın affedeceği limitler içindeyiz.

Ama bilemiyoruz ki bu tekrar eder mi etmez mi? Ne kadar yıpratıcı, ne kadar tazeleyici olur… Unutmayın, yaşanan ekstra ilişkiler bir ilişki için son derece destekleyici, sağlıklı, kendine getirici de olabilir.

Önemli olan hem karşındakinin hem de kendinin kim olduğunu anlamak. Her iki kişiyi de özellikle de bir ilişki özelinde “tanımak”, neyi kabul edip neyi edemeyeceğini, ilişkinin sınrlarını ve dikenli tellerini belirleyebilmek. Ancak o zaman nelerin affedilebileceği, nelerin edilemeyeceği, ya da “af” da neymiş, kimmiş, kimin içinmiş belirlemek mümkün olur.

Aşk her şeyi affetmez…
Aşk, samimiyeti affeder; aşk, ihtimalleri affeder; aşk, hayalleri affeder, olası güzel günlerin hayaline tutunmayı tercih eder… Aşk, ileriye yatırım yapmak adına, ilişkinin hakkını vermek için affeder. Aşk, ilerde keşke dememek için affeder…

Ama öte yandan da her şey affedilir. Affeden aşk olmasa da… Dostluk, arkadaşlık, iyi niyet ya da daha da ötesine geçtiğimizde “sevgi” ve “zaman” her şeyi affedebilir gerçekten de. Ama sevgi çok büyük bir emek ister, yıllar, yollar ister… Dedik ya, sevgi, zaman ister.

Öte yandan her af (ve öncesinde her gaf) bardağa bir damla daha ekler. Kiminin bardağı küçük, kimininki büyük, kimininki yüksek, kimininki alçaktır. İlişkinizi kocaman bir bira bardağında mı yaşıyorsunuz yoksa tekila shot kadehinde mi yaşıyorsunuz, dibi geniş bir şarap kadehi mi yoksa dibi dar ağzı geniş bir kokteyl kadehine mi sahipsiniz onu fark etmeniz lazım öncelikle.

Bardağın ner’de dolduğunu, ne zaman taştığını fark etmeniz lazım.

Yoksa aşk her şeyi affeder etmeye de, aynı anda kendini de ilişkiden affederse, elde kalan aşk değil sadece bir ilişki olur. İnsan aşksız bir ilikinin içinde dönüp durduğunu fark ettiğinde de her şey için çok geçtir artık.



Fikri Baskın Tüm Yazıları

Kapat