Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Bir yuvayı kaç kişi yıkar?

Uzmanından 05 Ocak 2012

Bu da oldu ya sonunda… Yazılarımı düzenli okuyan bir okuyucudan gelen “Napacağım ben?” sorusuna yazdığım cevabı herkesle paylaşayım istedim:

Bekar ve çocuklu bir kadınım, yaklaşık bir yıl önce biriyle tanıştım, evliliğinde mutsuz bu kişiyle uzun süre ağırdan almama rağmen sonunda birlişkiye başladık. Sonrasında eşinden ayrıldı… Ancak ilişkimizde problemler başladı ve ben ayrılmaya karar verdim. Şimdi artık ‘Senin için ailemi, çocuğumu terk ettim ben’ diyor. Bu lafı kulaklarımdan hiç gitmez oldu. Bu sözü duymamak için çok çaba sarf etmiştim ama sonunda duydum. Çok üzgünüm. Her şeyi berbat ettim. Sonunda hepimiz üzgünüz. Omuzlarımda bir aileyi ayırmış olmanın bütün yükünü taşıyorum şimdi de.. Nasıl toparlanacağım ben?”

Önce kendine yüklenmeyi bırakacaksın…
Yuva dediğin şeyin yıkılması dışardan dahil olan bir kişiye bakmaz; bakamaz… Yuvayı kuranlar yıkar… Yuvaya bakmak, emek harcamak lazım… Bu yıkılma meselesini dışardan birine yıkıvermek ne kadar kolay, ne kadar kaçak oynamak…

Çok mutlu bir yaşam, çok şahane bir evlilik varken başka birine kayar mı insanın gönlü, başka birine kapılır mı? Kapıldığında bu bir hata mıdır? Hele de diğer kişinin hatası? Yok canım…

En fazla bu süreç hızlanır… Ayrılık değil, farkındalıktır o hızlanan da… İnsan fark eder olduğu yeri; sonrasında hareket eder… Kimse karısını ya da kocasını başka biri için bırakmaz… Kendi için, kendi özgürlüğü için bırakır ama yalnız kalmayacak olması da büyük güven ve destek verir. Hele de çocuğunu başkası için “bırakmak” (Ya da bıraktığını iddia etmek)  Söyleyecek söz bulamıyorum; bulduklarım maalesef çok ağır olacak!

En iyi sen biliyorsun kendini; durduğun yeri, yaptıklarını, harcadığın çabayı, fedakarlığı… “En çok uğraştığım şey bunu duymamaktı” diyorsun ya… Bir baksana şimdi kimden duyuyorsun bu dediğini… Bu noktaya gelinmesi ne kadar acı… Keşke bu kadar harap olmadan tamamlanabilse bu süreç. Bir şeyler kalsa geride elinizde…

Sen ki sadece bir kadın değil bir annesin. Hiçbir aklı başında anne -ya da kadın- başka bir çocuk, başka bir ebeveyn ilişkisi, bir mutlu yuva için tehdit oluşturmaz. Doğaya aykırı bir kere bu.

Sen ki, öyle bir kadın olsaydın; şu anda zaten tüm bunları düşünüyor, dertleniyor, üzülüyor olmazdın ki… (Baksana bir web sitesindeki bir yazara içini açıp ne yapacağını soruyorsun…) Yürür geçerdin. Bu kadar üzgün olman, omuzlarında bu -sana ait olmayan- yükün varlığı bile bu kadar ağır geliyorsa sana, bu bile senin bir “yuva yıkıcı” olmadığının kanıtıdır.

Pek çok şey sıksın seni, daraltsın, üzül elbette… Ama üzüldüğün şey bu olmasın. Üzüldüğün her şeyin de bir gün geride kalacağını bil. Hayat bu kadar hızlı akıp giderken, kendine bak. Çocuğuna bak. Üzülerek değil, mutlu olarak geçirilmesi gerek günlerin.

Kendini dövme… Bırak biraz kendini… Hiçbir ilişki “tek kişilik” değildir. Sen hiçbir şeyi yalnız yapmadın. Bunu iddia eden varsa da kendini kandırıyor, kendini aklamaya çalışıyor, senin canını acıtarak anlamsız, yararsız bir şey yaptığını bile fark etmiyordur.

Daha fazla yaralanma değil, iyileşme zamanı şu anda. Bir ilişkiye zaman ve enerji harcayacaksan bu çocuğunla olan ilişkin olmalı. Kimsenin seni dibe çekmesine izin verme.

Her insan gibi, herkes gibi herkes kadar mutlu olmayı hak ediyorsun, bunun engellenmesine izin verme. Pek çok şey duyacaksın daha… İleri adımlar, geri adımlar, kırıcı sözler, onore edici sözler… Sadece kendini dinle. Sadece kalbini dinle diyeceğim ama biliyorum ki mantığın da artık kalbinin çok yakınında bir yerde olacak…

Gülümsemekle başla işe… Bir an önce…



Fikri Baskın Tüm Yazıları

durga 02 Temmuz 2013 21:58
Hakikaten hırsızın hiç suçu yokmuş..
Kapat