Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Klişe bir yeni yıl yazısı

Uzmanından 30 Aralık 2011

Çok klişesi olanından bir yeni yıl yazısı yazayım dedim… Hani yeni yılda her şeyin ne kadar güzel ne kadar şahane olacağını anlatan, yeni yıl için bir dilekler listesi yapmanızı salık veren, gazlayan da gazlayan…

Hazırsan başlıyoruz…

Bakma durakladığıma, çok da kolay olurdu herkes ve hepimiz için en güzelinden yeni yıl dileklerini sıralamak… Oysa bir de zor yolu var bunun ve maalesef biri bunu yapmak zorunda…

Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece, hayatında hiçbir şey değişmeyecek. Evet! Hiçbir şey değişmeyecek… 1 Ocak sabahı uyandığında bir önceki güne göre ne sende ne de çevrende hiçbir değişiklik olmayacak. Sen aynı sen, dünya aynı dünya olacak.

Bir gece daha geçti diye dünya daha iyi bir yer olmayacağı gibi sen de daha iyi bir insan olmayacaksın.

Şimdiye kadar yapmayı beceremediğin şeyleri birdenbire becermeye başlamayacaksın, birileri sana daha iyi davranmayacak, beklediğin o büyük yenilik; çılgın sarsıntı, dehşetengiz değişim ol-ma-ya-cak!

Ne oldu? Çok mu umutluydun bir gece daha devrilince, takvimde bir sayfa daha dönünce hayatının akışının bir anda değişeceğinden?

Neden öyle bir şey olsun ki?

Sen bir şey yapmaz; yapmak için sürekli bir sonraki miladı bekler, kaideni şuradan şuraya kımıldatmaz; gözlerini açmaz; aklındakine odaklanmazsan, dandirik bir takvim yaprağı senin için ne yapabilir ki?

İlişkine boyut mu atlattıracaksın? Ya da bir ilişkini bitirip yenilerine mi yelken açacaksın? Bunun için harekete geçmen gerektiğini biliyorsun değil mi? Sadece bilmek de yetmiyor değil mi… Konu ne olursa olsun alışkanlıklarına tutunmak, çalışan sisteme dokunmak ne kadar zor değil mi? O rahatı o konforu, o güven duygusunu -hatta o dokunulmazlığı- bir anda kaybetmek korkutucu değil mi?

Belki de ardından gelecek bilinmezliktir işleri bu kadar zorlaştıran… Kim ne dersen desin, ne kadar denerse denesin “her şeyin çok güzel olacağını” anlatmaya; o güne kadar yaşayacakların bağlıyor değil mi elini kolunu… Dolayısıyla işine geliyor bir sonraki milada kadar ötelemek aklındakilerin hepsini…

O kadar da karamsarlığa gerek yok aslında…

Bakma bu kadar üzerine geldiğime… Sonuçta takvimden koparılan o yaprakla birlikte bir koca seneyi daha arkanda bırakıyorsun… Az daha büyüdün, muhtemelen birazcık da akıllandın, çaktır ya da çaktırma daha olgunsun… Hiçbiri olmadı diyelim bir önceki seneye göre daha tecrübelisin… Düşünsene 365 gün daha yaşadın o günden beri… Bir sonraki güne ve ne yapacağına odaklanacağına önce bir geçirdiğin son 365 güne dön, bir bak bakalım ne yapmışsın; başına neler gelmiş; hangileri seni üzmüş, hangileri mutlu etmiş…

Önümüzdeki günler için yapacağın en iyi şey belki de seni mutlu eden şeyleri tekrar etmek… Bunu yaparken kimseyi değil ama kendini düşünmek. Önce kendini sevmek; kendini mutlu etmek…

Unutma, takvimleri de milatları da yaratan biziz; hepsi bir kurgunun ürünü… 2012 de bir sayı ama hayat gerçek! Gidip o gerçeği, en dürüst şekilde yaşamak gerek…



Fikri Baskın Tüm Yazıları

Kapat