Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Tam olmak ya da olmamak

Uzmanından 14 Aralık 2011

Belki de ebeveynlerimizden miras aldığımız bir şeydir bu his. Elbette herkes için böyle değildir… Ya da elbette herkes ebeveyninden almamış olabilir… Sonradan kendi yetileriyle de tam olmuş, tam olmaya alışmış ve başka türlü mutlu olamaz hale gelmiş olabilir… Belki de sadece “öyle” sanıyordur.

Her şeyin en iyisini istemek, her konuda çıtayı olabilecek en üst noktada tutmak, azına razı olurken (ya da olduğunu düşünürken) erinmek… Belki bunların hepsi çocukluktan böyledir belki de sonradan olmuştur…

Peki ya tam olmadığını, olamadığını gördüğünde? Bir kere değil, defalarca sürtündüğünde burnun toz toprağa? O zaman mümkün mü değişmek? Ya da değişmek, bir seçenek mi kolayca kabul ediliveren?

Tam olmak hevesi bir bencillik emaresi midir acaba bir yandan? Ve bencillik de bir hastalık olabilir mi? Yoksa bir karakter özelliği mi? Nasıl bir egzersiz gerekir değiştirmek için bencilliği? Nasıl bir tecrübe ya da tedavi…

Yoksa sadece kabul etmek ve ettirmek mi gerekir bencilliği… Ya da yalnızlığı seçip kendi küçük dünyanda mutlu olmayı öğrenmek, kendini dışarı salmamak mı? (Çok mu tehlikelidir ki bencil birinin caddelerimizde elini kolunu sallayarak gezinmesi?)

Karşındakini kusursuzluğunu ararken kendindeki kusurları, yaraları ve ne kusur ne tersi, sadece seni sen yapan şeyleri ne yapacaksın? Farkında mısın ki herkes karşısındakinin meziyetlerine değil de kusur ve farklılıklarına odaklansaydı portakal ağacından pek de öteye gidememiş olacaktı insanlık? Ve ne büyük bir vakit ve fırsat kaybı olacaktı?

Bulunmaz hint kumaşımısın sen? Ya da sütten çıkmış ak kaşık? Hani o “tam” sandığın halin ve arayışın var ya? Ya parodi gibi geliyorsa başkalarına. Senin beğenmediğin detaylar ya elzemse çoğunluğa göre?

Yalnızlığa bağlanabilir mi bu bencillik meselesi? Gittikçe yalnızlaştırır mı bencillik insanı? Ya da beyaz atlı prensini aramak “tam olmak için aranıp durmak bahanesiyle” sana hem zaman kaybettirip hem de yalnızlaştırır mı? Var mı bu kadar büyük bir sabır taşın içinde… Midenin içine kelebekler yerine sabır taşları doldurmuş olabilir misin? Hele de yanlış bir beklentiyle ve yanlış yere…

O taşları midenin içindeki kelebeklerin yerine idareten koyduğunu düşünürken tam da kelebeklerin üzerine koymuş olmayasın? Ki malum kelebeklerin ömrü üzerlerine taş konmadan da zaten çok kısa…



Fikri Baskın Tüm Yazıları

Kapat