Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Sen hâlâ orada mısın?

Uzmanından 21 Ekim 2011

Korkarım sana saygı duymuyorum.

Aşk değil, saygı en büyük derdim ilişkilerimde. Sevgiden de önce üstelik. Sevgiden de öte. Ve sevgiden de daha fazla…

Sayende öğrendim… Sevginin bir “ilişki” için yeterli olmadığını. (Şimdi bana “pek çok farklı ilişki türü var” edebiyatı yapma lütfen.) İlişki türü ne olursan olsun en önemli bacağının aslında “saygı” olduğunu biliyorum artık. Ve sen bana, ben sana saygı duymadıkça hiçbir ilişki türünün aramızda var olmayacağını iyi biliyorum. Dedim ya; birimizin saygı duyması ya da saygı duyduğunu sanması ya da “mış gibi” yapması da yeterli olmayacak. Ne yazık…

Gerçekten de ne kadar hızlı ve kolay kayboluyor her türlü masumiyet. Ve nelere mal oluyor ufacık bir kayıp. Kaybettiğimizi fark etmeye başladığımızda “merak” denen şeye kapıldığımız, kapılırken konuşmayı unuttuğumuz, merak ve heyecan bizi ele geçirirken biz olmaktan çıktığımız, yeni rolü başta sevmezken gittikçe alıştığımız hatta kostümlerini her gün daha uzun giyip, bir süre sonra çıkartamaz olduğumuz…

Gördüm ki saygı olmadığında değil birliktelik, arkadaşlık dahi olamıyor. Hatta iddialı gelecek belki senin o sabit fikirli kulaklarına ama, insan da olmuyor “saygı” olmayınca.

* * *

Bundan sonra ne yapacağız dediğini duyar gibiyim.

Bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağımız açık. İster sevgili de adına ister başka bir şey. Daha da kötüsü bundan sonra arkadaş ol(a)mayacağımız da açık. Üstelik de birbirimize hala bu kadar saygı göstermezken önümüzdeki dönemde de bunun mümkün olmayacağı kesin. Yani? “Mış” gibi yapmalara, tahammül edememeye, gerginliğe devam değil mi? Ya da bırakacağız ipleri… Yok edeceğiz birbirimizi hayatlarımızdan…

Ölüm gibi…

Bir zamanlar çok sevdiğimiz birinin ölüm haberini almış gibi yapıp. Gerekiyorsa yas tutup, matemin o siyah ve karanlık havasına bürünmeyi göze alıp zaman tanıyacağız kendisine. Ne zaman ki ölüm iyice içimize işler, kendini kabul ettirir, ancak o zaman kapanacak içimizde açık kalmış o çember.

Ve bir gün, belki de…

Öldüğünü sandığımız birinin ansızın karşımıza çıkması gibi kalabalık bir sokakta… Birbirimize ratlayacağız. Yeniden doğar gibi… Tertemiz, masum, önyargısız kalabilecek kadar öldüysek eğer bundan önceki yaşamımızda… İşte o zaman belki de yeniden tanışma şansımız olacak. Ve her şey yeniden başlayacak.

Ve aslında “korkarım” değil bu yazının en başında arz-ı endam etmesi gereken kelime… “Maalesef”le başlamalıydı bu yazı ve hiçbir şekilde “umarım”la bitmemeliydi.

Bitmedi de… Korkarım…



Fikri Baskın Tüm Yazıları

Kapat