Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Aslında anlatmak istiyorsun

Uzmanından 04 Ekim 2011

Çok sevdiğin birini aldattın mı hiç? Demek aldattın… Peki bunu yaşarken onunla konuşmak istedin mi? Aranızdaki o “basit”, o “mutsuz”  ilişkiden çok daha fazlasını kaybetmek üzere olduğunu fark ettin mi hiç? Ama yine de bir şeyler tuttu değil mi seni?

Hep bir adım sonrasını merak ederken, ve hep bir yeni adım daha atarken bir yandan da eksildiğini fark etmedin değil mi? Sen eksilmesen de bir şeylerin kaybolduğunu… Çoktan kaybedilmiş bir özeni bir daha tamir edilemeyecek halde söküp koca bir çöp kovasına tekmeleyiverirken o kaybedilmiş özenin bağlı olduğu sinirleri de kestiğini fark etmedin değil mi?

Ve zaman geçtikçe yoruldun değil mi? Hem de öyle yoruldun ki, bezmeye başladın. Farklı roller oynamak, bir yalanı sürdürmek, yalanı sürdürdükçe ona eklemlenen yeni yalanlarla baş etmek; başta utanırken kendinden yepyeni savunma mekanizmaları örmek çevrene… Doğrularının yıkıldığına şahit olmak, sadece kendini değil her şeyi yeniden keşfetmek… Yordu değil mi?

Yorduğu kadar da keyif verdi bir yandan da ve vazgeçilmez kıldı değil mi? Çöpe attığın özenden hızla kaçarken başka bir özene denk gelmek, senin göstermediğin özen ve ilgiyi, görmediğin ilgi ve özeni başka birinden görmeye başlamak ruhunu okşadı değil mi? Bir yandan gururun okşanırken bir yandan iyice dibe çekildiğini fark ettiğinde korktun mu hiç?

Ve bu yorgunluk ve bezginlik sonunda korkuyu alt ettiğinde umursamazlıkla tanıştın değil mi? “Ne olursa olsun yahu!” demeye başladığında bunu güçlü olmak sandın, sırtında biriktirdiklerinden kurtulmanın en temiz yolu olduğunu düşündün değil mi? Ne kadar da kolay geldi değil mi… Bir anda o yükten kurtulabilecek olmak, bir anda hafifleyebilecek olmanın cazibesi…

Peki ya gerçekle yüzleştiğinde… İşte gerçeklerle o zaman tanıştın değil mi? Gerçek korkuyla… Sadece birini kırmak, üzmek değil, kaybetme fikrini ilk kez o zaman tanıdı değil mi kendini bir umursamazlığa kaptırmış olan gönlün. Ve ilk kez o anda tereddütlere kapıldın değil mi? Bir an için bile olsa…

İşte bu tereddüt seni  ele geçirdiğinde ki emin ol er ya da geç ele geçirecek… İşte o zaman bir karar vermen gerekecek. Bu karar kimi seçeceğine, yol ayrımında hangi yöne gideceğinle ilgili değil. Kim olacağınla ilgili.

Ne olacaksa işte, bundan sonra olacak. İçindekilerden hangisinin gerçekte daha güçlü, daha baskın olduğunu anlamaya başlayacağın dönem daha çok yeni başlıyor maalesef. Kim olduğunu, ne’den yapıldığını göreceğin, seveceğin ya da sevmeyeceğin ama her durumda onunla birlikte yaşamaya alışacağın zaman şimdi geldi.

Ya barışacaksın kendinle ve kabul edeceksin kim olduğunu ya da kendinle kavgan ve mutsuzluğun hiç sonlanmayacak. Yaşayıp gideceksin işte aynen böyle.

İster alış… İster reddet.



Fikri Baskın Tüm Yazıları

durga 02 Temmuz 2013 19:47
Hah! tam da böyle işte..şahne bir anlatım, yaşamadan böyle anlatılmaz bence..teşekkürler
Kapat