Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Şanslı olduğunu fark etmek

Uzmanından 11 Ekim 2012

Çok çok klişe bir söylem vardır. Milyonlarca sperm arasından yumurtaya ulaşan en hızlı, en şanslı sperm olarak daha en en en başta aslında seçilmiş olanızdır hepimiz. Güce, sorumluluğa, ayrıcalığa bak... 

Ama günlük yaşamımızda pek de fark etmeyiz bunu. (Zaten kimse de hatırlatmaz ve niye hatırlatsın ki?) Ama bazen kendi kendimizi pohpohlayıp da azcık güçlendirmeye kalktığımızda kulağımıza “Unutma, sen zaten seçilmiş olansın” dense... Fena da olmaz değil mi?

Çok benzer şekilde aslında her ilişkimizde de aslında “seçilmiş olanız” (Evet, tabii ki aynı zamanda da “seçmiş olanız”.) Ama düşünsenize dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insandan, memleketimizdeki milyonlarca insan arasından, şehrimizdeki yüzbinlerce insan arasından iki kişi bir şekilde, binlerce tesadüfün ışığında bir araya geliyor. Tanışıyor, yakınlaşıyor, bir şekilde birbirini seçiyor ve birbirini özel bir yere konumluyor, içini açıyor; bir şekilde bir “bağ” kuruyor.

Bu şans değil de nedir?

İlk başlardaki gözünün başka şey görmemesi hali, karşımızdakinin ve ilişkinin hep iyi yanlarını görme hali bir süre sonra değişiyor, evriliyor ve daha gerçekçi bakışlara dönüyor mutlaka. Bir süre sonra ilişkiniz bu gerçekçi bakışla ve daha da güçlenmeye başlayan “bağ”larla gittikçe örülürken olumsuz yanlar da ortaya dökülüp, bağlar arasından kendilerini gösteriyor olsalar bile yine de ne kadar şanslı olduğumuzu fark etmemiz gerekir.

Söylemesi, ahkam kesmesi kolay elbette ama en büyük bilgeliklerden biri; şanslı olduğunu, kendin o şansın içindeyken fark etmektir. Yoksa insanlık tarihinde milyonlarca kişi elindeki, avcunun içindeki şansı kaybediverdiğinde; zamanında avcunu kapatmadığından; avcundakinin ne olduğunu anlamadığından (ya da açıkçası başkalarını avuçlamak istediğinden) gerçekten de sahip olduğu -ve belki de bir daha hiç sahip olmayacağı- o kıymetliyi yitirivermiştir.

Herkes bilge olmak zorunda mı? Elbette değil. Ama en azından avcundakini bir kere yitirivermiş eski şanslılar, en azından kendilerine ikinci bir şans verildiğinde; yepyeni bir “fırsat” avuçlarına konduğunda bu sefer zamanında ellerini kapamaları gerektiğini bilmeleri, parmaklarının arasında narince ve olabildiğince ürkek soluk alan o mücevherin bir kere daha kayıp gitmeyeceğinden emin olmaları gerekir. Aksi zaten ahmaklıktır.

Demem o ki; bir ilişkiniz varsa, bilin ki şanslısınız. Şansınızı doğru zamanda tanımlayın. Elinizi aşağı doğru çevirirken ikinci bir şansınız olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceksiniz.



Fikri Baskın Tüm Yazıları

Kapat