Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Ne zaman alıştık iletişime bu kadar?

Uzmanından 01 Kasım 2012

Bu kadar büyütmemek lazım ilişki esnasında “sürekli iletişimi”. Günümüz gençliği bilmez; eskiden cep telefonlarının olmadığı dönemler vardı. (Evet gerçekten de böyle bir dönem oldu.) 

İnsanların sürekli mesajlaşamadıkları. Hatta hiç mesajlaşamadıkları. Sadece akşamları kısa süreli olarak telefonda konuşmanın mümkün olduğu... Mesajlaşmak yok derken e-posta diye de bir şey yok. “Mesaj” diye bir şey komple yok. Yazılı iletişimin tek yolu kağıt kalemle mektuplaşmak; kartlar yazmak ve pek çok zaman gerçekten de postalamak... 

Çok acayip geliyor kulağa değil mi?

Bu kadar çok ve anlık olarak karşılıklı yazışılamadığından birbirini tanımanın tek yolunun oturup uzun uzun konuşmak, yürüyüş yapmak ya da sayfalar dolusu mektuplaşmak olduğu yıllar...

Niye mi yazdım bunları? Nostalji ya da melankoliden mi? Kesinlikle değil. Ki bu bahsettiğim sizi hiç ilgilendirmez; ilgilendirmesin de... Çünkü bir daha hiç öyle bir dönem olmayacak. Birbirimizin yüzünü görerek yazışmak hatta yazışmak da değil konuşmak bu kadar kolay ve bu kadar bedava olacak hep. (Unutmayın ki çok düşük bir maliyetle, hatta artık sadece cihaz ve bağlantı yatırımı karşılığında kişisel bir görüntülü yayın yapılabiliyor.)

Uzatmayayım... Sonuç itibariyle böylesi bir bol keseden iletişme imkanı var artık ve bunun nimetlerinden de faydalanmak lazım.

Ancak...

Buna alışıp da her an mesajlaşmak, her an dipdipe gibi bir hisle kucaklaşmak (ki bunu da yadırgamıyorum bakınız hâlâ) çok güzel olsa da bu olmadığında ya da olamadığında diyelim bunalımlardan bunalımlara, depresyonlara, krizlere girmeye gerek yok.

Budur yani demek istediğim.

Sevgilisi 7-8 saat mesaj atmadığında, telefonunu açmadığında ya da komple kapalı olduğunda karalar bağlamak, olabilecek en kötü senaryoları hayal etmek, panik ataklar geçirmek nedir?

İletişimin kesilmesini “Ayrıldık herhalde biz?”, “Yoksa ayrılıyor muyuz?”, “Başka biri mi var?” triplerine girmek neden? Nedir bizi bu kadar güvenmez, güvenilmez ve anlık iletişime bağımlı kılan?

Bu tabi çok uç örnek ama iki satır iletişilmez ulaşılmaz olunduğunda “Başına bir şey mi geldi?”, “Hastaneleri mi arasam?”, “Yakınlarını arasam?”, “Telefonu mu çalındı?”, “Telefonunu çalan ona da bir şey yapmış olmasın?”, “Eyvahlar olsun?” hissiyatının bir sebebi olmalı. (Tabii ki sosyolojik bir araştırmaya konu olur tüm bunlar.)

Demek istediğim o ki...

Yaklaşmakta olan tehlikenin farkına varmak lazım. Pek çok elektronik aletin, mesajlaşma cihazının hâlâ elektrikle ya da şarjla çakışmakta olduğu günümüzde her zaman bir takım iletişim kopukluğu riskleri mevcut.

Öte yandan herkesin zaman zaman tamamen kendi kendine kalma ihtiyacı hep var. Yoksa da olmalı. (Kendine hatırlatman için söylüyorum bunu sana.)

Bırak azcık hem telefonun hem sen nefes al... Hem de karşındaki alsın. Arada sırada hatırla sadece: Bu cihazların olmadığı bir dönem vardı. Nerede buluşulacağına saatler önce karar verilen, zamanında orada olup uzun uzun beklemen gerekebilen...



Fikri Baskın Tüm Yazıları

darklord_267 05 Ocak 2013 11:21
şimdiki ilişkilerin çoğu fazla iletişimden bitiyor. her şeyini yaz söyle,ondan sonrada yan yana gelince ee eee eee konusacak bir şey kalmıyor Confused
canlibomba1 13 Ocak 2013 06:59
Rahatım kendi bilir hiiiççç kendimi kasamam : )
haylaz_22 18 Şubat 2013 12:27
çok haklısın...ama onlarsız da olmuyo
mühendisabii 23 Ağustos 2013 11:08
Ya harbiden telefon açılmadığında neden her daim sex yapıyoruz havasına sokuluyoruz anlamadım. ,Bu ülkede kızlar açmış bizi beklemiyor dimi. Güven gerçekten önemli. Güvenmiyorsan ilişki yaşama arkadaş.
Kapat