Toplam 3,5 Milyon üye. 1.026 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Sahiplenmesen olmaz mı?

Uzmanından 21 Haziran 2012

Aslında iki yanı var bu sahiplenme konusunun. Sahiplenme kadar sahiplenilmek de üzerinde kafa yorulması gereken bir başlık. Sahiplenen kadar sahiplenilenin de rolü yok mu bu iki tarafı olan ilişkide? Zaten her ilişkinin (en az) iki tarafı yok mu?

Herkes flört günlerini özlemle hatta sevdayla anmaz mı? O dönemde yaşanan ikircikleri, mide kramplarını, yerden sanki bir kaç parmak yukarda yürüyormuş hissi veren hafifliği… Karşındakine kendini tamamen vermeye hazır olduğunu düşünürken sen, karşındakinden tam da emin olamadığın, bir an endişelendiğin, bir an umutlandığın ve “tamam bu iş” dediğin günler, haftalar…

Her gün görüşsek fazla mı gelir diye düşünürken “akşam işin var mı?” soruna olumlu yanıt alma endişesini taşıdığın, işiyle ilgili detay soramadığın, çekindiğin, “bugün işim var ama yarın müsaitim” cevabı gelene kadar yaşadığın umutsuzlukta saniyelerin haftalar gibi geçtiği günleri herkes, her şeye rağmen ne çok özler.

Sonrasında bir çift olduğunda birbirine anlatıp da kritiğini yaptığın o ilk flört halleri, çekirdeğin toprak ve suyla ilk tanıştığı, daha kaynaşıp da bir fidana hatta filize evrilmediği günler de ne kadar da nettir hem karşındakinin pozisyonu hem de kendi duruşun.

Sonra yavaş yavaş ısındıkça, birbirini karşılıklı daha iyi tanıdıkça, alıştıkça ve alıştırdıkça nasıl da girer sahiplenme devreye… O ilk günlerde sorulamayanlar sorulmaya, denilemeyenler denilmeye, hiç beklenmeyenler (ve bekleneceğini zannetmediklerin) beklenmeye başlar. Toprağı çatlatıp da yukarı doğru yer çekimiyle mücadele eden filiz yeşerdikçe, dallandıkça, gövdesi sertleştikçe sahiplenme de artar, benden “biz”e geçişte kaybedilenler de.

Öyle bilinçli olmaz bu kayıp. Usulcacık, kendini hiç hissettirmeden, farkına bile varmadan olur. İki taraf da fark etmez bunu pek çok zaman. Adına değişim de derler, ilerleme de, büyüme de… Ama seni sen yapanların da bir kısmı geride kalıverir habersizce. Evrilir, dönüşürsün.

Hem sahiplenir, hem sahiplenilirsin. Farkına vardığında, karşındakini tuttuğun yerin eli ya da kolu değil, gırtlağı olduğunu görürsün bazen. Aa? O da ne, senin nefes almanı zorlaştıran da onun pençesidir senin gırtlağında. İlla sıkacak diye bir şey de yok ama gırtlağındadır işte eli… Bunu zamanında fark etmektir önemli olan. Panik olmadan sakince elleri çekmektir gırtlaklardan. Yeniden doğru yerden tutabilmektir karşındakini. Bazen elinden, bazen kolundan… Bazen beline dolanarak bazen de kucaklayarak…

Onun hiçbir zaman sana ait olmaması gerektiğini hatırlamaktır sevmek. Bahçe kapısını açık bulduğunda dışarıya adım atmaya meyleden kedi yavruları gibi, aslında karşısındakine sahip olmadığını fark edebilmek, kabul edebilmektir sevmek. Sahiplenilmeye izin vermenin de karşıdakine büyük sorumluluk dayattığını sezmektir biraz da…

Sahiplenmeden de “biz” olabilmeyi görmek gerek!



Fikri Baskın Tüm Yazıları

Kapat