Toplam 3,5 Milyon üye. 1.000 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Kadın erkek farkına rağmen uyumlu ilişkiler

İlişki koçu 26 Haziran 2012

 

Geçen haftaki yazıda erkek ve kadınlar arasındaki farklılıklardan bahsetmiş ve iki cinsin konulara nasıl farklı baktığını irdelemiştik. Bu farklılıklardan ötürü karamsarlığa kapılmanızı istemem. Tüm farklılıklar ve zıtlıklara rağmen uyumlu ilişkiler kurmak  ve  mutlu olabileceğiniz bir partnerle karşılaşmak hayal değil elbette. Zaten erkeklerin kadınsız, kadınların da erkeksiz bir yaşam düşünemediği bir hayatta, bir orta yol bulmak ve ilişkileri huzur içinde yürütmek için çaba harcamak gerekmez mi? Bu haftaki yazı konumuz “farklılıklara rağmen mutlu ilişkiler kurabilmek için dikkat edilmesi gerekenler”

Herkes Değişir

“Kimse değişmez” kalıbı bir şehir efsanesidir. Hayat kendi başına değişimdir. Kişilerin genel kişilik özellikleri biri tarafından değiştirilemez ama kendiliğinden değişebilir, bu olması gerekendir. Birini değiştirmeye çalışmak yanlıştır ama birinin değişime ve orta yol bulmaya direnmesi de ancak ilişkileri çekilmez kılar. Kadınlar ve erkekler bir ilişkiye başlamadan evvel önce niyetlerini belirlemelidir; “Mutlu olmak mı yoksa haklı olmak mı?”, “İlişki kurmak mı, hata bulmak mı?”, “Sevmek mi, eleştirmek mi?”, “Anlamak mı, mücadele etmek mi?”, “Kabul etmek mi reddetmek mi?” istiyorlar?

Birbirini anlamak ve kabul etmek

Kadınlar, kendi hayatları ile ilgili konularda detaycı ve irdeleyici olabilirler fakat karşı tarafın olaylara geniş bakış açısını kabul etmeli ve saygı duymalıdırlar. Karşı tarafın tam da sizin pencerenizden hayata bakmasını beklemek sonuçsuz bir istek olacaktır. Ayrıca bazı konularda erkeklerin olaylara genel hatları ile, basit  bakışları daha rahat ve tasasız bir hayat sağlıyor ise örnek alarak faydalanabilirler de.

Erkekleri ise kadın  gibi düşünmek, onlar gibi irdelemek yoruyor olabilir ama bu durum kadınların bu çok yönlü düşünme şekillerini takdir etmeye ve saygı duymaya engel değil. Böyle durumlarda konuları kestirip atmak yerine onları dinleyerek bakış açılarına bir göz atmak (hayatın birçok alanında işe yarayabilir) ve onları rahatlatmak hayatınızı kolaylaştırabilir.

Açık iletişim kurulmalı

Bazen bir konuyu aydınlatmak tüm problemlerin çözümüdür. Erkekler bu konuda adım atmayarak, kendilerini ifade etmeyerek çoğu zaman haksızlığa uğramaktadır. Kendinizi partnerinize anlatın, bazı olayların derinine inerek kendinizi üzmek istemediğinizi, problemlerinizi paylaşmaktan hoşlanmadığınızı, bağımsızlık hasreti içinde olduğunuzu, detaylardan çok genel hisse baktığınızı ve bütün bunları karşınızdaki kadını üzmek için ya da onu sevmediğiniz için değil ancak, böyle iyi hissettiğiniz için yaptığınızı anlatın. Emin olun partneriniz sizi anlayacak ve rahatlayacaktır. Kadınlar, onlardan uzaklaşıldığında kendilerini  tehdit altında hissederler oysa ki samimi paylaşımınız hem sizi bu gereksiz vicdani yükten hem de karşınızdaki kişiyi endişeden kurtaracaktır.  

Kadınlar ise dolaylı anlatım yollarından, imalardan, “karşı tarafın anlamasını bekliyorum” fikrinden kurtulmalıdırlar. Makul istekler ve beklentiler açıkça ifade edilebilecekken, sürekli hayatınızdaki erkeği teste tabi tutmak ve sonucundan da memnun kalmamak acilen vazgeçilmesi gereken bir tavırdır. Açık olun, isteklerinizi ifade edin ama buradaki küçük nüansı belirtmeden geçemeyeceğim; istekler, sizi bağlayan korkular, endişeler ya da kaygılar değildir. İstekler bir ilişkinin keyifli ilerlemesi için ortak fayda yaratacak şeylerdir, ya da sizi rahatsız eden durumları partnerinizle paylaşmak, değiştirmesini rica etmektir ama hayattan beklentilerinizi, sorunlarınızı en derin korkularınızı halledecek olan kişi partneriniz değil sizsiniz unutmayın.

Bağımsızlık ve alan yaratmak

Kadınlar ve erkekler birbirlerine alan ve zaman tanımalıdır. Kendi başına mutlu olamayan bireyler bir çift olarak da mutlu olamazlar ve mutluluk veremezler. İlişkiler açık cezaevi gibi kuralları olan sistemler haline geldiğinde, çekiciliğini kaybeder. Özellikle kadınların yaptığı en büyük hata erkekler üzerinde vicdani baskı uygulamaları, kısıtlamaya çalışmalarıdır. Bu kaybetme korkusundan beslenen davranış niyetinin tam aksine, karşı tarafın gözünde ilişkinin değerini küçültür. Eğer kadın erkek eşitliğinden bahsediyorsak kadınlar da kendilerine ilgilenecek (ilişkileri dışında) başka alanlar, hobiler bulmalıdırlar. Karşı tarafı kaybetme korkusuyla yapılan her şey sadece kaybetme süresini kısaltır. Tüm insanlar bireysel ve özgür hissettikleri kişilere bağlanma eğilimindedir.

Zaman tanımak

Her iki cinsin de yaptığı bir diğer hata ilişkinin ilerlemesi için zaman tanımamaktır, ilişkiler de dostluklar gibi zamana ihtiyaç duyar. Bireyler birbirlerini tanıdıkça, niyetlerinden emin oldukça değişir ve esnekleşirler. Bir ilişkinin başında birbirine değişmesi gereken özellikler ve tavırlar listesi verrmek ve karşı taraftan bunları değiştirmesini beklemek çok yanlıştır. Bazı şeylerin değişmesi, uyumlanması ve yumuşaması için zaman ve sabır gerekir. 

Rahat hissetmek - hissettirmek ve eğlenmek

Her birey mutlu olduğu, eğlenebildiği kişilerle olmak ister. Mutlu ve keyifli olabilmek için neşeli olmak gerekir. Neşeli ve canlı olabilmek için de rahat ve endişesiz olmak gerekir. Eğer partneriniz eğlenmek için sizden uzaklaşıp arkadaşları ile olmak ihtiyacı içinde ise, ilişkinizde rahatlık sorunu var demektir. Kadın ya da erkek sevgili enerjisinden tamamen çıkmadan birbiri ile arkadaş olmalıdır. Konuşabilmeli, gülebilmeli, eğlenebilmelidirler. Her an baş başa, romantik ve ilişki ile ilgili zaman geçirmek uzun vadede çok sıkıcı bir durumdur. Sosyalleşebilmek, birbirinin arkadaşlarını (eleştirmeden) kabullenmek ve uyum sağlamak, kadın erkek ilişkilerindeki çok önemli bir ihtiyaçtır.

Çevre faktörü

Genelde fazla üstünde durulmasa da ilişkilerin bitmesindeki önemli neden çevre, arkadaşlar ve aile faktörleridir. Elbette sosyal bir çevrede, çevreden etkilenerek ve ilham alarak yaşıyoruz ama bunu fazla abartmamak gerekir. Başkalarının ilişkilerini örnek ve hedef alarak yaşanan, kıyaslamalarla dolu bir ilişkinin yürümesi mümkün değildir. Aslında buradaki mesele bireylerin kendi isteklerinden habersiz olmalarıdır. Eğer insanları örnek alarak bir ilişki tasarlıyorsanız hemen kendinize “ ben ne istiyorum?” diye sormalısınız. İlişkiler mahrem alandır ve bu alan içinde diğer kişilerin fikirlerine yer yoktur. Her iki cins de ilişkilerinin sorumluluğunu almalı, birbirlerini kıyaslamamalı, rekabet yaratmamalı ve “kendi“  ilişkilerini kendi yöntemleri ile yaşamaya çalışmalıdırlar.

Haftanın Sözü yerine Çetin Altan’dan mükemmel bir alıntı...

ARKADAŞ SEVGİLİ
İnsan bazen arkadaşlarına sevgili gibi davranıyor.
Sahipleniyor, kıskanıyor ama gırtlağına çökmeden.
Tatlı, tatlı flört ediyor ama sınırları aşmadan.
Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor, dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkartıyor ama o arkadaş ya, sevgili değil ya, hiç sorun olmuyor.
Her şeyi konuşuyorlar, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyorlar, fazlasıyla ilgili oluyor; kulaklarını kocaman, kocaman açıp, dinliyor.
En önemlisi de büyük bir coşkuyla sonsuza kadar yapılan işler üzerine konuşabiliyorlar, çünkü iş paylaşılabiliyor, birlikte benzer işler üretiliyor.
Müthiş bir keyifle dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karısını, kocasını,
sevgilisini bile çekiştirebiliyor.
Arkadaşlık, bu açıdan insanin hayatını idame ettirebilmesi için
büyük bir avantaj oluyor.
Ama insan sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor.
Bir kere eleştiriler, haliyle bu kadar net dile getirilemiyor.
Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her zaman rahat da konuşulamıyor.
Tehlikeli sularda dolaşmaktan kaçınmak gerekiyor.
Çünkü sonuçları var bunun,bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor,
burnundan fitil, fitil getirebilir, dikkatli
olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor.
İnsan, sevgiliyken, evliyken çok daha hassaslaşıyor.
En küçük şeye bile ''Bana bunu nasıl yapar?'' oluyor.
Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar çok daha geniş.
İnsan her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor, bütün gün başka insanları dinlemiş olduğundan yorulmuş oluyor, gına gelmiş oluyor.
Ya da karşındaki seni dinlemek istemiyor.
Eve bir sessizlik çöküyor, ''Tetiği ilk kim çekecek?''
diye gergin bir bekleyişe giriliyor.
Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar zıplanıp eğlenilemiyor.
Kalabalık içinde işin içine başkalarının ne düşüneceği girdiğinden gerilim artıyor, ''biz''i düşünmekten ''ben'' karambole gidiyor.
Sevgiliyle başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor, hiç itirazım yok, o da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki.
Arkadaş olunca başka şeyler paylaşılıyor,
sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor.
Bana en iyisi, en güzeli bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor.
Bunun ideal bir şey olduğunu düşünüyorum.
Arkadaş - Sevgili olabilmek.
Hem arkadaşın hem sevgilin gibi olabileceğin biri, hem arkadaşlığı hem sevgililiği paylaşabileceğin biriyle duygularını paylaşmak,eğlenmek, gülmek, ağlamak, konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor.
Kolay bir şeyden söz etmiyorum tabii.
Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili gibi saldırabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin harcı değil.
Ama yapabilenler de yok değil.
Yapabilenler mutluluğu ve güzellikleri yakalayabiliyorlar zaten.

Ç.ALTAN

Haftanın Kitabı:Sen, Ben ve Aramızdaki Her Şey” Mehmet Z. Sungur 



Cansu Yağız Tüm Yazıları

Kapat