Toplam 3,5 Milyon üye. 1.025 kullanıcı içeride.
 

GİRİŞ

Kıskançlıkla Başa Çıkmak

İlişki koçu 14 Kasım 2011

 

Kıskanmak kuşkusuz her insanın doğasında var olan bir duygudur. Fakat kıskançlık yaşayan kişilerin pek çoğunun yaşadıkları bu duygu ile baş edemedikleri; kıskandıkları kişi ile ilişkilerinin bozulduğu ve ilişkilerinin eski güzelliğini yitirdiği görülür, ve  yaşamı negatif yönde etkileyen, rahatsız edici, ilişkiyi yıpratıcı, karşı tarafı hapsedici duygulardan biri haline gelir, kıskançlık oysa ki dozunda olduğunda , bir ilişkinin uzun ömürlü ve tutkulu olmasını  bile sağlayabilir. İlişkiye emek vermeye, partnerin kendisini değerli hissetmesi için çaba göstermeye yöneltir. Üstelik duyguları güçlendirir, aşkın ateşlenmesini sağlar ve kişilere, sevgililerinin, eşlerinin çantada keklik olmadığını hatırlatır. Tabii dozunda olursa!

Bu haftaki yazı konumuz ilişkilerde dozunu aşan kıskançlıklar ve bu duyguyla baş etme yolları…

İkili ilişkilerde kıskançlık “Yitirilmek istenmeyen bir kişinin ya da bir ilişkinin yitirileceği ya da tehdit altında olduğu sanısıyla yaşanan karmaşık bir ruhsal durumdur. Kıskanç taraf aslında  kaybetmenin getireceği güçsüzlük duygusunu yenmek ve olmayan öz güvenini sağlamak için partnerini duygusal kıskaca alarak onu kendine yakın tutmaya çalışır. Kıskançlığın özünde, kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır ve bu sebeple sürekli sorgulamalar, özel eşyalarının karıştırılması, sadakat garantisi istemek, suçlayıcı tavırlar, gizli takipler vs ile karşı tarafın iradesinin yerine kendi iradesini koymaya çalışarak, karşı tarafı denetimi altına almaya çalışır ya da alacağını sanır.

Bu duyguyla başa çıkmak için ilk adım kıskançlığın bir duygu durum bozukluğu olduğunu kabul etmek olmalıdır. Eğer sizde kıskanç biriyseniz ve ilişkilerinizin bu sebeple  yara aldığını, hatta bittiğini düşünüyorsanız, bu duyguyla başa çıkmak ve kontrol etmek için aşağıda listelediğim maddelere bir göz atmanızı öneririm,

“Seven kıskanır” efsanesi

“Seven kıskanır” zihniyeti toplumun dayattığı, kıskançlık olgusunu normalleştiren ve sevgi göstergesi haline getiren bir efsanedir. Sırf sevdiğini belli etmek için kıskanarak iletişim kuran birçok insan olduğuna bahse girerim. Oysa sanılanın tam aksine sahiplenici- kıskanç sevgi gerçek sevgi değil, “ihtiyaç”tan kaynaklanan sevgidir. Sahiplenicilik kıskançlık duygusunun çıkış noktasıdır. Sevdiğimiz insanları ve şeyleri rahat bırakmalı, onların sosyalleşmesi ve gelişmesi için ön ayak olmalıyız. Kıskançlık sevginin ölçütü değildir. Yani birini ne kadar sevdiğiniz, ne kadar kıskandığınızla paralel değildir. Aksine kıskançlık çoğunlukla hastalıklı bir durum olduğundan bir süre sonra sevgi falan kalmaz ortada. Kıskançlık gösterileriyle sevginizi ifade edemezsiniz. Sevginizi ifade edecek daha yaratıcı yollar bulmakla işe başlayın. Belki size tuhaf gelecek ama; ne kadar az sahiplenirseniz o kadar çok sevilirsiniz!

“Karşı Tarafın Sevgisine Güvenmek”

Kıskançlığın çıkış noktası özgüven eksikliğidir. Kıskançlık çoğu zaman kıskanan kişinin iç dünyasından kaynaklanan nedenlerle abartılı ve çarpıtılmış algılardan ve yorumlamalardan kaynaklanmaktadır.  Bir ilişki içindeyseniz, partneriniz tarafından arzulanmış ve tercih edilmişsiniz demektir. Bunu sorgulamak ve geçip geçmeyeceğini irdelemek hem yersiz hem de sonuçsuz olacaktır. Biri sizden uzaklaşacaksa ya da başka biri ile olmak istiyorsa bunu kıskançlıkla yada baskı kurarak engelleyemezsiniz. Tehdit ve baskı partnerinizi size bağlamaz tam aksine uzaklaştırır. Unutmayın baskıya boyun eğen bir partneriniz de olsa bir gün isyan edecektir. Sevgilinin her hareketini takip etmek, cep telefonlarını karıştırmak, internet adreslerinin şifrelerini ele geçirmek gibi kendinize olan saygınızı azaltacak hareketler, hem kişisel imajınızı hemde öz saygınızı yok eder. Aldatmak ya da sizden ayrılmak isteyen sevgilinizi kıskanarak  durdurmanız  imkansızdır. Belki baskı uygulayarak ve hedef şaşırtarak bu sonu geciktirebilirsiniz, fakat isteyen mutlaka aldatır. Siz ne yaparsanız yapın bir yolunu bulur. Sadakati, bir insanın üzerinde baskı kurarak elde edemezsiniz. Sadakati sadece sevgi sağlayabilir.

Kıskançlık yaşayan kişiler kıskançlıklarının yersiz olup olmadığını araştırmalı ve kendi kendilerine sorgulamalıdırlar. Eğer kıskandığınız durumlarda haklıysanız ve partneriniz sizi kıskandıracak hareketler içindeyse ilişkinizi bitirin, güvenmediğiniz kişilerle sevgili olmayın. Sevgi, güven demektir.

“Geçmişi irdeleme Hatası “

Her bireyin kendi geçmişi vardır, İlişkinizin başladığı tarihten önce tarafların yaşadığı her şey kendisine aittir. Geçmişte yaşanan bir ilişkiyi kıskanmak, irdelemek, detaylar için iz sürmek ve yargılamak yapılacak en büyük hatalardan biridir. Geçmiş geçmişte kalmıştır ve sizi sadece şimdiki durumunuz ilgilendirmelidir. Geçmişte yasadığınız deneyimlerin, haksızlıkların bedelini yeni ilişkinize yansıtmak ve partnerinizi  sizin hayatınızı, sizin kurallarınızla yaşamaya zorlamak aslında sağlamak istediğiniz bağlılığı sabote edecektir. Geçmiş ilişkinizde aldatılmış olmanız, bu ilişkinizde de aynı sonu deneyimleyeceğiniz anlamına gelmez. Ancak geçmiş korkularınız ve hatalarınızı yansıtarak, farklı ilişkileri aynı sona mahkum etmeniz mümkün.

Haftanın kitabı: “Beyninizi Değiştirin, Hayatınız Değişsin” Dr. Daniel G. Amen

Haftanın Sözü: “Bütün kötü tutkuların en kirlisi kıskançlıktır.” A. Strindberg

İlişki Koçu Cansu Yağız Ayazi 



Cansu Yağız Tüm Yazıları

Kapat